Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Anadolu`nun Kayip Sarkilari

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Yönetmen ve yapimci Nezih Ünen`in ilk uzun metrajli filmi olan 2008 yapim tarihli "Anadolu`nun Kayip Sarkilari", daha önce cesitli festivallerde gösterilmis ve begeni ile izlenmisti. Film, 12 Mart 2010 tarihinde "Yüzyillik sessizlik sona eriyor" sloganiyla gösterime giriyor.
Üstünde yaşadığımız toprakların o zengin kültürünün önemli bir kısmı, filmin adındaki gibi hâlâ kayıp.

Üstünde yaşadığımız toprakların o zengin kültürünün önemli bir kısmı, filmin adındaki gibi hâlâ kayıp. Kürtçe şarkı söyleyenlerin yaka paça karakola götürülmesi hiç de geçmişe ait olaylar değil. Rojda’nın “türküyle propaganda” yapmakla suçlanıp gözaltına alındığı tarih, daha geçen aydı; Başbakan’ın şarkıcılarla yaptığı açılım toplantısından birkaç gün önce...
“Kayıp” şarkıların, başta politik nedenlerle yerlerinde saklandıkları fikriyle açılıyor, Anadolu’nun Kayıp Şarkıları... Anadolu’nun, aslında zengin bir kültürü olduğu halde, dünyanın birçok yerel müziği tanıdığı yirminci yüzyılda, “pas geçildiğini” söyleyip, işte o gizli saklı kalanı göstermeye çalışıyor. Bir çobanın hayatıyla başlıyor görüntüler. Arkasından, kurdun sürüden kuzu kaptığı bir halk oyunuyla devam ediyor. Bunun gibi benzeştirmeler, film boyunca devam ediyor ki, izleyiciye, şarkı söyleyenin ve üretenin hayatıyla şarkının içeriği arasında nasıl bir paralellik olduğu özellikle hatırlatılıyor. Bazen bir sipsi arıya benzetiliyor, bazen bütün günü ipek tezgahında geçen bir adam “Aman tezgahım, canım tezgahım” diye şarkı söylüyor.
YERİNDE GÖRMEYE YOLCULUK
Filmin en başarılı yanı; müziği, halkın yaşamının içinde bir üretimi olarak anlayıp yansıtmaya çalışması. Buradan doğal olarak Anadolu’nun çok kültürlü yapısı yansıyor. Filmin güncel olarak en çok öne çıkmayı hak eden yanı da bu. Çünkü müzik demek, dil demek; herkes şarkıyı anadilinde söylüyor, filmde en azından Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Lazca, Hemşince, Rumca, Süryanice, Arapça var. Sonra müzik demek, din demek; bunun için Mardinli dayı, bize Yezidilik inancını anlatıyor. Müzik demek, tarih demek; Ermeni teyze, babasından dinlediği “harp zamanı”ndan önceki Anadolu’da kardeşçe bir arada yaşamayı, Rum müzisyen mübadele sonrası Yunanistan’ını, Laz araştırmacı Çerkes göçünü anlatıyor. Film bize tarihi yapıları, bu şarkıların birer kahramanı gibi gösteriyor. Şarkıların hikayeleri anlatılıyor, danslarla eşlik ediliyor... Müzikle başlayan ve bütün kültür alanını kapsayan bu çalışmanın amacı çok önemli: Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, bütün olarak bir kültürler mozaiğinin fotoğrafını çekmeye çalışıyor.
Bu fotoğrafı çekmeye çalışan ekibin özelliği şu: Nezih Ünen, popüler müziklerle tanınan bir müzisyen. İş ediniyor, bir ekip kuruyor ve Anadolu’yu keşfe çıkıyor. Önceden Anadolu müziklerine ilişkin uzun boylu araştırmalar yapmadan, “yerinde görmek” amacıyla yola çıkıyorlar. Bir yerde bir şey duyup ona göre yönleniyorlar. Yerel müzisyenlerle başlayıp, bölgelerin, yöredeki halkların kültürlerine yöneliyorlar, öğrenirken kaydediyorlar.
GÜNCEL BİR KATKI
Çok kültürlülük meselesi o kadar işlenmemiş bir mesele ki, yani o kadar “kayıp film” var ki, bu boşluğun doldurulmasına güncel bir katkı sunarak Anadolu’nun Kayıp Şarkıları çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Bu filmle de kayıp olan bütün şarkılar bulunmuş olmuyor, hâlâ ne cevherler vardır kim bilir...
Filmin ilginç bir kaderi var. Çünkü bir yandan bu boşluk, bu anlatılmamışlık, bu anlatamama hali nedeniyle Anadolu’nun çeşitli halklarının dillerinde müzikleri bir araya getiren bir çalışma, kendisine Anadolu’nun Kayıp Şarkıları deme hakkını ve kayıp olanın izini sürmeyi sahiplenme hakkını görebilir. Diğer yandan da, bu şarkıların pek çoğu, özellikle de bu kültürlerin hemen hepsi, ilk kez bu filmle ortaya çıkmıyor; yani o kadar da “kayıp” değiller. Çok ortada ve görünür olmamaları, Ermenilerin, Süryanilerin yaşadıklarını, mübadelenin sonuçlarını, hele de Kürtlerin kültürünü anlatan onca çalışmayı “yok” kılmıyor. Muharrem Ertaş, rembetiko müziği ya da horonun Karadeniz insanının hayatındaki yeri, herhalde bu topraklarda yaşayanlar için yeni bilgiler değil. Süryaniler, Rumlar, Anadolu’dan kardeşlik hikayelerini anlatıyor da, Dersimli’nin payına fıkra anlatmak düşüyor; bu da işin bir başka yönü.
‘BİR NEZİH ÜNEN FİLMİ’
Çünkü filmin bir eksen sorunu var. Kişisel bir yolculuktan destansı bir hikaye çıkarmaya çalışıyor. Kişisel yolculukların olabilecek en kapsamlısı, belki hikayenin destansılığı da zorlama olamayacak kadar ortada. Kabul. Ama Yezidilikten söz edip de şarkısına yer vermemek, minibüsün gittiği dağ yollarında yolculuk yapmanın zorluğunu göstermek, Ahtamar Kilisesi’ni çekmek ya da filmin çekiminden yıllar önce ölen Muharrem Ertaş’ın sesini bir plaktan dinletmek, “kayıp şarkıları bulma” fikriyle o kadar ilgili unsurlar değil. Bu, başında da söylendiği gibi “bir Nezih Ünen filmi” ve aslında onun görüp dikkat çekmek istediği şeyleri bir araya toplamasının hikayesi.
Bir yolculuk fikriyle yola çıkan bir müzisyen, elindeki malzemeyi film yapmaya karar verdikten sonra yine de bulunabilecek en sağlam, en anlamlı fikir üstüne filmi kurmuş. “İzlenmesi gereken film” lafını sık kullanıp harcamak istemiyorum ama Anadolu’nun Kayıp Şarkıları bunu hak ediyor.


Anadolu’nun Kayıp Şarkıları
Yönetmen: Nezih Ünen
Oyuncular: Cemile Yıldırım, Çetin İçten, Osman Turan, Osman Efendioğlu

evrensel gaz.

Filmdeki sarkilari dinlemek isteyenler cafrande.org adresine bakabilirler

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...