Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Bedenleri talan edildi

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Türkiye’de bir savaş yöntemi olarak uygulanan kadına yönelik cinsel işkence çok sayıda intiharı birlikte getirdi. Çoğu kadın yaşadıklarını dahi anlatamadı. Devlet güçleri tarafından cinsel şiddete maruz kalan kadınlara dair istatistikler ise hala yok.

Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlrda kadın bedeni öncelikli hedef halinde yer aldı. Savaş ve iç savaşlarda milyonlarca kadın bir insanlık suçu olan tecavüze uğradı. Yaşanan çatışmaların ardından ülke ülke istatistikler çıkarılırken, Türkiye’de ise 30 yıldır süren savaşta kadınlara yönelik işlenen suçlar devlet, aile, toplum baskısı nedeniyle açığa çıkarılamadı. Bir savaş yöntemi olarak uygulanan kadına yönelik cinsel işkenceye karşı 1997 yılından bu yana gözaltında cinsel taciz ve tecavüze karşı hukuki çalışmalar yürüten Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun raporları, devlet kaynaklı cinsel şiddetin vahim sonucunu gözler önüne seriyor. Devlet güçleri tarafından cinsel şiddette maruz kalan çok sayıda kadın büroya başvuruda bulunurken, bu başvuruların 38’i cezaevlerinde bulunan kadınlar tarafından yapıldı. Kadınların çoğu cinsel işkenceyi, feodal değer yargıları nedeniyle açıklayamıyorlar. Yaşadıkları travmayı atlatamayan kimi kadınlar Türkiye’yi terk ederek yurtdışında tedavi olurken, kimisi yaşadıklarının üstesinden gelemediği için intihar etti. Savaş nedeniyle Kürt illerinde devlet kaynaklı taciz ve tecavüze maruz kalan ve açığa çıkarılabilenlerden bazıları şöyle:

Bir tabu yıkıldı

2002 yılında Almanya’nın Köln kentinde devlet kaynaklı cinsel işkencenin konuşulduğu bir panele katılan Şükran Esen, bu tabuyu yıkarak Mardin’in Derik ve Mazıdağı ilçelerinde 1993-1994 yıllarında gözaltına alındığı sırada askerlerin defalarca tecavüzüne maruz kaldığını açıklamıştı. Açıklamanın ardından aralarında 60’a yakın subayın da bulunduğu 405 asker hakkında Mardin 1. ve 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sanıkların güvenliği gerekçesiyle Çorum Sungurlu’ya alınmıştı. Dava 2008 yılında sanık askerlerin beraatıyla sonuçlanmıştı.

Tecavüzcüler görev başında

12 yaşındaki N.Ç. Mardin’de aralarında yüzbaşı, kaymakamlık yazı işleri müdürü, ilköğretim okulu müdür yardımcısı ve mahalle muhtarının da bulunduğu 26 kişinin tecavüzüne uğradı. Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Şubat 2003 tarihinde görülen ilk duruşmada 26 sanık hakim karşısına çıktı. Ancak ilk duruşmada serbest bırakıldılar. 13 Temmuz günü görülen 33. duruşmada mahkeme heyeti, duruşmayı 14 Eylül’e erteledi.

AİHM Türkiye’yi mahkum etti

Mardin’in Derik İlçesi Taşıt Köyü’nde 29 Haziran 1993 yılında babası ve yengesiyle gözaltına alınan Şükran Aydın 1 Temmuz gününe kadar gözaltında tutuldu. 4 gün gözaltında tutulan Aydın, cinsel işkenceye maruz kalarak, sorgu sırasında dönemin Derik Jandarma Komutanı Musa Çitil’in kendisine tecavüz ettiğini belirterek, Mardin Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ancak savcılık Çitil hakkında “takipsizlik” kararı verdi. Evlenen ve çocuk sahibi olan Aydın, iç hukuk yollarının bu şekilde tükenmesi üzerine AiHM’ye başvurdu. AİHM’deki yargılama sonunda Türkiye, Aydın’ın iddiaları doğrultusunda gerekli incelemeleri yapmadığı ve Aydın’a rapor alınmadığı gerekçesiyle 25 bin sterlin tazminat ödemeye mahkûm etti.

Cinsel ilişkiye zorlandılar

Mardin Nusaybin İlçesi’nde 1992 yılında o dönem 50 yaşında olan Kamile Ö. evinde sığınak olduğu gerekçesiyle yapılan ev baskınıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınan Kamile Ö. ve beraberinde ilçeden tanığı 7 kişi çırılçıplak soyularak mağdur ile cinsel ilişkiye girmeleri için zorlandı. Cinsel işkenceye maruz kalan mağdur sorguda da tecavüze uğradı. Aşırı kanaması başlayan mağdur kadın doktora götürüldü. Yeniden karakola getirilen Kamile Ö, evinde sığınak arama bahanesiyle götürüldüğü evinde de tecavüze uğradı. 33 gün sonra mahkemeye çıkarılan mağdur serbest bırakıldı. Ameliyat olan kadın Adana sonra İstanbul’a göç etti. Failler hakkında açtığı davada ise bir sonuç çıkmadı.

Hanım Baran yaşamını yitirdi

Tarsus’a göç eden Hanım Baran, eşi tutuklandıktan sonra 1994 yılında gözaltına alındı. 12 gün gözaltında kalan Baran’a copla tecavüz edildi. 12 gün sonra mağdur savcılığa dahi çıkarılmadan serbest bırakıldı. Gördüğü işkencelerden sonra birçok rahatsızlığı başlayan mağdur midesinden ameliyat oldu. Mersin’den kaçarak yerleştiği İstanbul’da yeniden gözaltına 1998 yılında alınarak önce işkence gördü sonra tutuklandı. Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde ‘ilerlemiş rahim kanseri’ teşhisi konulan Baran ölmek üzere iken tahliye edildi ve 31 Aralık 1999 yılında yaşamını yitirdi.

Tecavüzcüsü ile evlendirildi

Amed’in Mermer Beldesi’ne bağlı Eryol Köyü’nde yaşayan 10 yaşındaki R.K. isimli çocuk 1996 yılında anne ve babasının evde olmadığı bir günde köy korucularından S.A.’nın tecavüzüne uğradı. Çocuğun babası korucular hakkında suç duyurusunda bulunmak istedi. Ancak Mermer Karakolu’nda astsubay olan A. tarafından savcılığa başvurmaması yönünde tehdit edildi. Baba, Amed’e gelerek suç duyurusunda bulundu. Savcılık S.A. hakkında dava açtı. İlk duruşmada sanık S.A. beraat etti.10 yaşındaki çocuk ise tecavüzcüsü olan korucu ile evlendirildi.

Çocuğun dili tutuldu

Köyü askerler tarafından yakıldıktan sonra İstanbul’a göç eden Z.Ç. 1997 yılında bir yakının evinde misafir olduğu sırada eve baskın yapıldı. Baskın sırasında evin bir odasında küçük oğlu D. ile oturan Z.Ç. polislerin hakaret ve dayağına maruz kaldı. Çırılçıplak soyulan mağdur oğlunun gözleri önünde ‘Şef’ diye hitap ettikleri biri tarafından tecavüze uğradı. O sırada olanlara şahit olan küçük D. ağlaya ağlaya bayıldı ve ruhsal travmaya bağlı olarak dili tutuldu. Mağdur kadın uzun yıllar fiziksel ve ruhsal travma yaşadı. Eşi tarafından terk edilen tecavüz mağduru kadın İsviçre’ye iltica etti.

Tecavüz intihara sürükledi

1995 yılında Midyat’ta gözaltında yaşadığı cinsel işkence ve tecavüzün travmasını atlatamayan 3 çocuk annesi Ş.A. serbest bırakıldıktan sonra intihar etti. Tokat’ın Turhal İlçesi Çerdeğin Köyü’nde yaşayan F.Ü. Kürt Alevisi ve 20 yaşında olan 1 çocuk annesi. ‘Terör Karadeniz’e uzandı’ söyleminin ardından o dönemde mağdurun yaşadığı köye askeri birlik yerleştirildi. Ardından köydeki birlikte görev yapan asker Ö.K. mağdurun evine girerek, tecavüz etti. Mağdurun eşinin amcası olan C. isimli kişi son anda eve girmek üzereyken askerin kaçtığını gördü. F.Ü intihar etti. Olaya tanık olan eşinin amcası ise tehdit edildiği için ifade vermekten vazgeçti.

Ölülere de uygulandı

Kürt kadınlarına yönelik cinsel şiddet ilerleyen yıllarda da hız kesmedi. DEHAP İstanbul İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülbahar Gündüz, 14 Haziran 2003 yılında 4 sivil polis tarafından kaçılarak, işkence ve tecavüze maruz kaldı. İşkence ve tecavüz bulguları doktor raporlarında yer almasına rağmen, polisler hakkında açılan dava delil yetersizliğinden dosya kapatıldı. Dava Gündüz’ün avukatları aracılığıyla AİHM’e taşındı. Amed’de 21 Haziran’da 2009 tarihinde bir eve polis tarafından yapılan baskın sonucunda evde misafir olarak bulunan DÖKH aktivisti bir kadına yönelik sivil polisler tarafından cinsel işkence yapıldı. Konuya ilişkin DÖKH avukatlarının yaptığı başvurulara rağmen emniyet tarafından soruşturma kapatıldı.

17 Haziran 2010’da İstanbul’un Bağcılar İlçesi’nde DÖKH aktivisti K.S, bir araçtan inen 4 kişi tarafından bayıltılarak kaçırılıp cinsel işkenceye maruz bırakıldı. Polis olduğundan şüphelendiği saldırganlar tarafından işkence edildikten sonra terk edilen ve 10 saat sonra kendine gelen K.S’nin yüksek derecede travma ve tecavüz girişimi bulgularına rastlandı.

Kürt kadına yönelik ağır cinsel işkence sadece yaşayanlara değil ölülere bile uygulandı. Kasım Çakan’ın orduda görev yaptığı sırada yaşadıklarını anlattığı ‘Astsubayken Er Olmak’ kitabında çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’li kadınlara askerler tarafından tecavüz edildiğini anlattı. Geçtiğimiz günlerde Siirt’in Pervari İlçesi’ne yaşamını yitiren ve 12 HPG’linin cenazesinin de askerler tarafından taciz edildiği öne sürüldü.

PINAR URAL/DİHA/İSTANBUL

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...