Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Bir ikiyüzlü'nün portresi

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Yalnızca birgün sonra tükürdüğünü yalayan bu siyasetçi aslında siyasal kirlenmenin , korkaklığın , ikiyüzlülüğün çıplak bir örneğini sunmakta , yaptıklarıyla CHP gericiliğini günlendirmekten başka bir ise yaramamaktadır.

Kılıçdaroğlu , elinde yolsuzluklar dosyasıyla siyasal alana girdiğinde birçoklarında aslında karşılığı olmayan umutlar yarattı . Hepsi temel ilkelerde birbirine benzeyen , ana yönelimlerinde hiçbir farklılığı olmayan düzen partileri özellikle secim dönemlerinde kampanyalarını yolsuzluk üzerine dayandırmaya mecburdurlar.

Aylar öncesinden ekipler kurulur ve istihbarat toplanır , dosyalar hazırlanır.

Sonra halkın önünde bir oyun sergilenmeye başlanır . Koltuğunun altında dosyaları , arkasında danışmanlarıyla „temiz toplum siyasetçisi“ kanal kanal gezinmeye , ezberlediklerini tekrarlamaya rakiplerini sıkıştırmaya „ en dürüst biziz“ gösterisi yapmaya baslar.

Aslında hiçbirinin temiz falan olmadığı kendi tarihlerinden bellidir . AKP nin Ankara Belediyesine karşılık CHP nin ISKI , MHP nin Ulaştırma Bakanlığı yolsuzlukları vardır. Ama siyaset yorgunu hafıza unutkandır .

Kılıçdaroğlu da bu „unutkan hafızanın“ bir dönem için kahramanı oldu.

Ona „en dürüst“ CHP nin Gandhi'si, Geleceğin başbakanı gibi payeler verildi .

Secim dönemi geçti ve siyaset yeniden yolsuzluklar ara sokağından kendi ana yoluna çıktığında , Kılıçdaroğlunun çapı da ortaya çıkmaya basladi.

Önce Onur Öymen karşısında istifa tehdidini yalayıp yuttu , simdi de Batman da söylediği genel af vaadini.

Yalnızca bürgün sonra tükürdüğünü yalayan bu siyasetçi aslında siyasal kirlenmenin , korkaklığın , ikiyüzlülüğün çıplak bir örneğini sunmakta , yaptıklarıyla CHP gericiliğini günlendirmekten başka bir ise yaramamaktadır.

Bu haliyle tipik bir siyasal yolsuzluk örneğidir.

Solforum

 

Ey Dersimli kardeşler, siz sanırdınız ki, bu Kılıçdaroğlu'nun kınında Hz. Ali'nin Zülfikar'ı yatmaktadır. Bir çektiğinde Yezid ordusundan bin kelle alacak sandığınız kılıç, bilin ki, Zülfikar değildir. Kılıçdaroğlu, Zülfikar'ı kuşanmamıştır. Belindeki kılıç tahta kılıçtır.

Kimimiz de, bu Kılıçdaroğlu'nu Zaloğlu Rüstem sanmıştır; şöyle bir yekinip, 'Öymen gereğini yerine getirsin' dediğinde, ense kulak yerinde Pehlivan Öymen'in yerle yeksan olacağını düşünmüştür; bir 'genel af ilan edüp, zından kapularını açtırdım' diye gürlediğinde, zındancıbaşıların helak olup, cümle kalebend mahkumun dışarı uğrayacağını hayal etmiştir. Lakin olmamıştır; Kılıçdaroğlu Zaloğlu olamamış, Zavallı olmuştur.

Bunlar hazin tablolardır. Vaktiyle dirsekleri masaya dayanmaktan havlanmış ceketinin düğmelerini her kapı açıldığında ilikleyip, yerinden hoplamaya alışmış Bürokrat siyasetçi, 'Ebedi Şef' karikatürü Baykal'ın önünde şu sıralar 'hazırolda' duruyor. Ve o bilmiyor ki, bu İttihat Terakki devamcısı partide, 'ihtiyar Milli Şefi' deviren Ecevit, bugün bilmem kaçıncı yılını yaşadığımız 12 Mart darbesine başkaldırararak bu işi başarmıştır; 'Şef'in önünde düğme ilikleyerek değil.

Şimdi medya bu hazin manzara hakkında yazılarla dolup taşıyor. Kılıçdaroğlu, artık 'yaşayan bir siyasi mevta' halindedir.

Adama yazık olmuştur.

Ama onun hakkında 'nasıl bilirsiniz?' diyerek erken namaza duranların iki yüzlülüğü de muhteşemdir. AKP yanlısı medya köşebazları, Kılıçdaroğlu'nun azarlanmasını, parti başkanı tarafından istiskal edilmesini dillerine doluyorlar. Amaçları, bir 'genel affın' karşısında ilk önce ve Öcalan'ın özgürlüğünü bir tehlike sinyali haline getirerek duran kişinin, AKP'li ağır top Arınç olduğunu gizlemek; Öcalan'ın 'çözümün önündeki en büyük engel AKP' saptamasını doğrulayan bu 'aculluğu' unutturmak...

Ben iddia ediyorum ki, AKP, ordu şefleriyle yaptığı bütün gizli kapaklı toplantılarda, onları 'seçimlerden sonra bir af' vaadiyle yatıştırmaktadır. Bu vaad bu gizli kapaklı toplantılardan Silivri'deki Ergenekoncu ve darbecilerin kulaklarına gitmekte, böylece onların uğradıkları 'zulüm' karşısında isyan edip, 'konuşmaları' engellenmekte, ranzadaki 'yatışlarının' bir tür 'vatan vazifesi' olduğu hissi yaratılmaktadır.

Öyle bir durum ortaya çıkmıştır ki, devlet, kendi kendisi için bir 'genel af' çıkartmak zorundadır. Baykal, giderek daha yüksek sesle, astların yaptıklarından ta Genelkurmay Başkanına kadar uzanan bir sorumlular ve suçlular listesini ilan etmeye başlamıştır. Onun bu kimilerine göre 'beklenmedik' çıkışı, Ergenekon ve darbe soruşturmalarını 'çıkmaza' sokmak için atılmış en ciddi adımdır. Baykal paşalara, paşaların ordusuna ve darbe teşebbüslerinin içinde olduğuna dair pek çok belirti ortaya çıkan kendi partisine bir 'af' çıkartabilmek için, adım adım yürümekte, ustalıklı hamlelerle hedefi gözlemektedir.

Bizim 'tahta kılıçlı', 'Zavallı Rüstem', bu kaneviçe gibi örülmüş 'kurtarma' planına uymayan bir 'acullukla', Yüksel Genç'in hatırlattığı, o Kürt coğrafyasındaki efsunlu havanın da etkisiyle, ağzından laflar kaçırmıştır.

Bu hem Baykal'ın, hem de Erdoğan'ın çoktan akıllarında şekillendirdikleri 'devleti kurtarma' uzlaşmasında manasız bir gedik açtığı içindir ki, projenin 'düşman kardeşleri' AKP'liler ve CHP'liler hep bir ağızdan 'Tahta kılıç Zavallı Rüstem'i azarlamışlardır. Her ikisi de, böyle bir 'af' işinin, devleti kurtarma operasyonu olduğunu gizlemek için de, yine anti-PKK silahını ateşlemiş, 'ne affı, af olursa Öcalan özgür olur, Öcalan özgür olursa, bizlere ne olur?' türünden bir vodvil manevrası yapmışlardır.

'Canım varsın onlar paşaları kurtarmak için af ilan etsin, böylece bizimkiler de cezaevinden çıkmış olur' diyen bir dostuma, 'sakın ha, dedim, böyle umutlara kapılma, onlar vaktiyle sol için ayrı, Kürtler için ayrı yasalar çıkarmışlardır, müebbedlik solcular zından kapısından çıkarken, Kürt yurtseverleri hücre pencerelerinden onları, el sallayarak uğurlamışlardır.'

'Dolaylı af' Kürdün işine yaramaz. Devlet, işlenen tüm suçları, karşılıklı olarak saptamalı, karşılıklı bir af süreci, akan kardeş kanını adaletle yıkamalı...

Bu büyük iştir ve bilelim ki 'tahta kılıç Zavallı Rüstemler' böyle işlerin altından kalkamazlar. İslamı 'laiklik' adı altında Hanefi tekeline alanların yanında 'yanaşmalık', büyük Dersim halkının evladını işte böyle, hoş olmayan hallere düşürmüştür.

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...