Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

GÖÇ KADINLAŞTI

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlenen Kadın ve Göç Sempozyumu’nda konuşan uzmanlar göçün son yıllarda kadınlaştığını ve göç eden kadın ve çocukların sağlık hizmetinden yararlanmadığına dikkat çektiler.

Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM), 8 Mart etkinliği olarak, ‘Göç ve Kadın Sempozyumu’ düzenledi. Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi’nde devam eden sempozyumda, göçün kadınların fiziksel, ruhsal v es sosyal sağlıkları üzerindeki etkileri, nedenleri ve yaşadıkları sorunlar ile çözüm önerileri konuşuluyor. Sempozyumda gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Ayşe Akın, göç olgusunda yine en riskli ve en sorunlu grubu kadınların oluşturduğunu ve dezavantajlı olduğunu söyledi.

Göç Dinamikleri ve Kadın konulu sunumda bulunan ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nden Helga Rittersberger, emek göçünde kadınların ağırlıklı olarak hizmet sektöründe çalıştığını ve aynı zamanda seks işçiliği de yaptığını belirtti. Kadınların insan ticaretine de maruz kaldıklarını belirten Rittersberger, ''göç son yıllarda kadınlaştı. Göç edenlerin yüzde 80’ini kadın ve çocuklardan oluşuyor artık'' dedi. Rittersberger, Türkiye’de halen çok hızlı bir iç göçün yaşandığına işaret etti.

KAYIT DIŞI ANNE ÖLÜMLERİ YAŞANIYOR

Göç, Kadın ve Üreme Sağlığı başlıklı sunum yapan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’ndan Dr. Tunga Tüzer, göç eden kadınların büyük bir kısmının hizmet sektörü ya da kayıt dışı işlerde çalıştığını söyledi. Göç veren ülkelerde kadınların eğitim olanaklarının erkeklere göre kısıtlı olduğunu belirten Tüzer, üreme sağlığına erişimde gelir grubuna göre büyük uçurumların olduğunu dile getirdi. Mevsimlik işçiler arasında kadınların oranının yüzde 80 olduğunu ifade eden Tüzer, bu grupta fakirliğin de öne çıktığını söyledi. Bu grupta bulunanların üreme sağlığı hizmetine ulaşımının çok az olduğunu ifade eden Tüzel, mevsimlik işçi dört kadından birinin hamile, sağlıksız koşullarda doğum yaptığını ve kayıt dışı anne ölümlerinin çokça yaşandığını belirtti.

İnsan ticareti grubunda son elli yılda göç edenlerin yarısından fazlasının kadın olduğunu belirten Tüzel, bu gruptaki kadınların şiddete ve tacize daha fazla maruz kaldığını dile getirdi. Yine bu grupta HIV riskinin daha fazla olduğunu ifade eden Tüzel, kadınların sağlık ve adli hizmetlerden de yararlanamadıklarını kaydetti. Tüzel, mülteci kadınların üreme sağlığı konusunda kamp dışında erişim olanaklarının bulunduğunu ancak bu sefer ayrımcılık ve dilin engel oluşturduğunu ifade ederken, kadınların göç ettiği yerin sosyal yapısına yabancı olması ve sağlık haklarını bilmemesinden dolayı bu haklarını kullanamadığını söyledi.

GÖÇ EDEN KADINLAR HİZMET ALAMIYOR

Avusturya’da Göçmen Kadınların Sorunları konulu sunumda bulunan Avusturya Kadın Bakanlığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi yöneticisi Sibel Akgün, göç eden kadınların katmerli sorunları olduğunu belirterek, kadınlar için göçün her zaman kapanma ve yalıtımla eşanlamlı olduğun söyledi. Göç eden kadınların gittikleri yerlerdeki haklardan habersiz olduklarını ifade eden Akgün, bu nedenle hizmet alamadıklarını söyledi.

İHTAL GELİNLER EV HAPSİNDE

Türkiye’de Evlenerek Almanya’ya Göç Eden Kadınların Sorunları başlıklı bölümde ise Yrd. Doç. Dr. Birsen Şahin sunumda bulundu. 1965’te göç eden az sayıdaki göçmen kadının eğitim düzeyinin son yıllarda göç eden kadınlardan yüksek olduğunu söyledi. Eğitim seviyesinin gittikçe düştüğünü belirten Şahin, eğitimli kadınların daha az sorun yaşadığının altını çizdi.

‘İthal damat ve gelin’ konularına da değinen Şahin, ‘ithal gelinlerin’ daha çok aile geleneklerine uygun yaşadıkları eve hapsolduklarını söyledi. Bu kadınların bilinçsiz ve eğitimsiz oldukları için bir şey yapamadıklarını belirten Şahin, bazı kadınların daha fazla dayanamayarak, her şeyi göze alıp kaçtığını ve önüne gelen ilk polise sığındığını ve devlet yardımı aldığını söyledi.

Sunumların ardından salonda bulunan akademisyen katılımcılar soru ve görüşleriyle sempozyuma katkıda bulundular. Katılımcılar, kadın sorununun en önemli ayaklarından birinin de erkek sorunu olduğuna dikkat çektiler. Konuşmalarda, Türkiye’de göç eden bir milyon kişinin ne şekilde göç ettirildiğine dair kesin bilgilerin bulunmadığı söylendi. Almanya’da ev ve aile baskısına dayanamayıp kaçarak, önüne gelen ilk polisten yardım isteyen kadın örneğine de değinen katılımcılar, Van örneğini vererek, Van’daki göçmen kadının polise sığındığında yardım alamayacağına dikkat çektiler.

Sempozyumun öğleden sonraki ikinci bölümünde ise sivil toplum kuruluşlarından temsilciler konuyla ilgili sorunları ve çözüm önerilirini dile getirecek.

Sercan Kaya
ANF NEWS AGENCY

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...