GAZİ MAHALLESİ OLAYLARININ 15. YILINDA
Bugün Türkiye'nin geçmişe dair karanlıkta kalan olaylarından biri olan Gazi olaylarının yıldönümü. 12 Mart 1995'te, Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması'nı henüz imzalamıştı, Genelkurmay Başkanı İsmail Karadayı 'Güneydoğu'dan artık asker çekilmelidir' sözleri gündemdeydi ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller 'İşkence yasaktır' genelgesi yayınlamıştı. Tam da bu günlerde İstanbul'un en kenar semtlerinde arama yapılmadan kimsenin girmesinin mümkün olmadığı, 15 metre aralıklarla polisin her akşam devriye gezdiği bir mahallede saat akşam 21.00 sıralarında bir araba mahallenin orta caddesinde baştan başa Dostlar, Cihan, Yavuz, Kardeşler ve Doğu kahvehaneleri ile Sarıcıoğlu Pastanesi'ni kurşun yağmuruna tuttu. 34 TCJ 86 plakalı taksi ile olay yerine gelen saldırganlar, yaylım ateşine tuttukları Doğu Kıraathanesi'nde oturan Halil Kaya isimli yurtaşı öldürürken, gasp ettikleri taksinin şoförü Mesut Efe'yi de öldürüp aracının bagajına koydular. Karanlıkta gelen celladın bilançosu 2 ölü, 5 ağır yaralı oldu. Yaşanan olayların protesto gösterilerinde de kitleye uzun namlulu silahlarla yapılan saldırılar sonucu 17 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Olayların sorumlusu olarak gösterilen Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Menzir daha sonra milletvekili, Ağar ise içişleri bakanı oldu. Gazi Katliamı Davası ise olaylardan 2,5 yıl sonra açıldı. Gaziosmanpaşa Savcılığı'nın olayla ilgili hazırladığı fezleke üzerine Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 polis hakkında, 'Müdafaa ve zaruret sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek' gerekçesiyle dava açtı. Dava dosyasının İstanbul, Rize, Trabzon ve Ankara arasında gidip gelmesinden sonra, iki buçuk yıl sonra ancak 16 Eylül 1997'de görülmeye başlanabildi. Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklardan Adem Albayrak hakkında, Reis Kopal ve Dilek Sevinç'i öldürmekten 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Sanık Mehmet Gündoğdu hakkında ise, Mümtaz Kaya'yı öldürmekten 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi.
Emir Veli Küçük'ten
Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı, kahvehane taranmalarının Yeşil kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım'ın gerçekleştirdiğini ve MİT elemanı Tarık Ümit'in ortadan kaybolması olayının üzerine gidilmemesi için 'Yeşil'in böyle bir provokasyon yaptığını dile getirdi. Susurluk olayından dolayı DGM'de yargılanan özel timci Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ın Gazi mahallesinde halkın üzerine ateş açtığını gösteren fotoğraflar da vardı. Olayın izi susurluk'ta çıkmıştı. Olay 14 yıl sonra Ergenekon soruşturması kapsamında da yeniden gündeme geldi. Ergenekon iddianamesinin 70. sayfasında 9 No'lu gizli tanık ifadesinde, Gazi mahallesi katliamı emrinin, Ergenekon sanığı emekli JİTEM kurucusu Tümgeneral Veli Küçük tarafından verildiğine işaret ediyor. İddianamede '9 No'lu gizli tanık ifadesinde, '1995 yılında Gaziosmanpaşa ilçesi Gazi mahallesinde meydana gelen kahvehane tarama ve adam öldürme olaylarının bizzat Veli Küçük'ün talimatı ile gerçekleştirildiğini, Hablemitoğlu'nun öldürülmesi olayının yine Veli Küçük'ün talimatı ile yapıldığını beyan etmiştir' deniliyor. İddianamede ayrıca, 'Sedat Peker ve Ergenekon ilişkisi' ile ilgili bölümde de Sedat Peker'in yaptığı konuşmalarda 'Bir de tutar kahve mahve tarattırırlar' dediği belirtildi. İddianamede, '9 No'lu gizli tanık, 1995 yılında Gazi mahallesindeki kahvehanenin taranması olayını Veli Küçük ile birlikte hareket eden Osman Gürbüz'ün gerçekleştirdiğini, aynı oluşum içerisinde Sedat Peker'in de bulunduğunu beyan etmiştir' ifadeleri yer aldı. Davanın avukatı Behiç Aşçı da 'Bunun bir kontrgerilla operasyonu olduğu çok açık. Bunu Veli Küçük mü yapmış başkası mı yapmış, Ergenekon işi mi daha büyük bir örgütlenme işi mi, buna dair bir yargılama olmadı. Ancak hükümetin, iktidar aygıtlarının bu işinin içinde olduğu bellidir. Bu kontrgerilla operasyonuydu, korundular. Kimlikler açığa çıkmadı.'
Olayın tanıkları olay gününü anlatıyor
'Derin devlet yaptı, devlette yapanlara sahip çıktı' diyen olaylarda yakınlarını yitirenler ve o günlere tanık olanlar, 15. yılında kendi tabirleriyle katliam günlerini anlattı.
Katliamda kızı Zeynep Poyraz'ı (20) kaybeden Menekşe Poyraz, olay gününü şöyle anlatıyor: 'Biz Sarıyer'de oturuyoruz. Yatıyordum. Zeynep beni yataktan kaldırdı. Kalktım yüzümü yıkadım salona gittim. Televizyonun altında cemevi tarandı diye yazı geçiyordu. Zeynep bizi aldı Gazi'ye götürdü. Gazi'ye geldik. Gazi'nin durumu çok vahimdi. Çok kalabalıktı. 90 yaşındaki Halil Dede'yi sandalyenin üstünde duvara çivilemişlerdi adeta. Her yer kan revan içindeydi. O arada ben bağırdım. O arada büyük bir kitle aşağıya doğru gidiyordu. İnsanları alıp karakola götürmüşlerdi. Yukarıdaki kitle de gidip oradaki insanları almak istiyorlardı. Ben de Zeynep'in koluna girdim. Yavaş yavaş yürüyorlardı. Ben Zeynep'in gitmesini istemedim. O ara Zeynep kolumu bıraktı aşağıya doğru gitti. İnsanlarla beraber o da aşağıya gitti. Ben dönüp eve geldim. Babası gidip Zeynep'i eve getirdi. Zeynep ertesi gün tekrar Gazi'ye gitti. Saat 12'de 'cenazeleri kaldırıyorlar' diye aradı bizi. Öğleden sonra 4'te telefon geldi 'Zeynep vuruldu durumu iyi değil' diye. Zeynep'in vurulduğunu öyle öğrendik.'
'Katliam için seçildi'
Hakkı Aradağ (42) isimli görgü tanığı da Gazi mahallesinin 'kaos' için özel seçildiğini belirterek 'Bölge'de bir dönüm süreciydi. Bu süreçte devlet güçleri artık özellikle Türkiye'nin metropollerinde ciddi bir kaosun yaratılması gerektiğini düşünüyordu. Bu kaos için seçtikleri yer ise Gazi mahallesiydi. Gazi mahallesinde 85-95 sürecinde Türkiye'de devrimci mücadele içerisinde zindanda olan, şehit düşen ya da bu mücadeleyi yürüten insanlar vardı. İkinci bir yön de Gazi, genelde Kürt Kızılbaş Alevilerin oturduğu bir alandı. Bu alanda devletin mutlak bir katliam yapması gerekiyordu. Ergenekon paşaları nasıl ki Van'da 33 tane insanı katlettilerse 1995'te Gazi'de de bunu yaptılar. Dolayısıyla o süreçte Gazi'de de bir korku saldılar. Açığa çıktı ki devletin bugünkü mevcut çeteleri bunu gerçekleştirdi' dedi.
'Dersim katliamı gibi'
Mahallede esnaflık yapan Çiğdem Enül (29), mahallenin durumunun katliamdan sonra giderek kötüleştiğine dikkat çekerek 'İçler acısı bir durumdayız açıkçası. En başta da gençlerimiz işsiz, özellikle iş başvurusu yaptığı zaman doldurmuş olduğu formda ikametin Gazi mahallesi olduğu takdirde çok farklı bir gözle bakıyorlar' dedi. Hasan Özün (55) isimli tanık da 'Bu mahalle Alevi kimliğinden dolayı tarandı. Ben 55 yaşındayım, asgari ücretle geçiniyorum. Fotoğrafımı çekmeyin çünkü çalıştığım özel şirketten atılmak istemiyorum. Hak, hukuk adına her zaman yanınızdayız' dedi.
Sorumlular cezalandırılmalı
Mahalle sakinlerinden Kadir Doğan, katliamın izlerinin hâlâ mahallede yaşandığını dile getirdi. Doğan, 'Katliamı unutmadık. Hâlâ içimizde yaşıyoruz yaşananları. Burada yaşananlar devlet tarafından yapılan bir katliamdır. Bu Türkiye'nin ayıbıdır. Her yerde benzer şeyler yaşandı. Katliamın sorumluları açığa çıkartılmalıdır' dedi. Cemevi Başkanı ve Alevi Dedesi Veli Gülsoy, yaşanan katliamın ardından davanın Trabzon'a taşınmasına tepki gösterdi. Gülsoy, 'Hiç kimsenin kabul etmediği bir dehşet yaşadı Gazi mahallesi. İkinci bir zulüm davada başladı. Davayı Trabzon'a götürerek ikinci bir işkence yaptılar. Sindirmeye çalıştılar. Daha büyük bir zorluk çıkarttılar. Evlatlarını kaybedenler binlerce kilometre uzakta davaya gitmek zorunda kaldı. Davaya giderken yollara barikatlar kurdular, araçlar taşlandı, ayrı bir zulüm yaşandı' diye kaydetti.
UYGAR GÜLTEKİN /ŞİRVAN BAYRAM /İSTANBUL - DİHA
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Benzer içerik
- Senoz: Bal ve Dua Vadisi
- Yezidilikte tanrı dünyanın sadece yaratıcısıdır, ancak sürdürücüsü değildir | Ezidi -Yezidiler
- Başka bir dünya mümkün!
- Barış ve kardeşlik hayal değil
- Çin’deki petrol sızıntısı iki katına çıktı!
- "Anadolu bozkırına umut"
- Türkiye’de Eşitsizlikler: Kalıcı Eşitsizliklere Genel Bir Bakış Raporu.
Felsefe
| Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci |
|
Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m... |
- Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı - Walter Benjamin
- Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken- Adorno
- Marx'ın neresindesiniz; sağında mı, solunda mı? Erol Göka
- John Berger’dan Seçme Yazılar: Yiyenler ve Yenenler
- İnsanlık Nereye-Ender Helvacıoğlu
- Modernlik Dün Bugün ve Yarın-Marshall Berman
- Modernlik ve Devrim -Perry Anderson
Kapitalizm - Emperyalizm
| 28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan |
|
İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden... |
- LİBERALİZM VE DEMOKRASİ : Düşman Kardeşler? -Immanuel Wallerstein
- Yaşamın İçindeki Tek ‘Gerçek’
- Çokuluslu Şirketlerin Tarıma Karşı Saldırısı-João Pedro Stedile*
- KÜRESEL KRİZ: Yapısal Nedenleri ve Türkiye Ekonomisine Etkileri*
- Ekoloji ve Kapitalizmden Sosyalizme Geçiş (John Bellamy FOSTER)
- Emperyalizmin Yeniden Keşfi- John Bellamy Foster (Çeviri:Saim Özen)
- TÜRKİYE DE TARIM NASIL DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR? -Dr.Necdet ORAL






