Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Kadınlar Geceleri de Sokakları da Meydanları da Terk Etmedi

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Taksim'den Galatasaray'a yürüyen kadınlar hükümetten erkek şiddetine karşı sığınacakları sığınaklar, Kürt sorununa barışçıl çözüm talep ettiler, "bedenimiz babalarımıza, kocalarımıza, devlete ve uhrevi bir kuruma değil, bize aittir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Taksim tramvay durağında bir araya gelen kadınlar İstiklal Caddesi'nde yürüyüş düzenledi.

Yaklaşık 1000 kadının katıldığı yürüyüşte kadınlar "Eteğimizin boyu erkeklere ait değildir. İstediğimiz gibi giyinir, istediğimiz gibi geceleri sokakları arşınlarız. Bedenlerimiz ne babalara, ne kocalara, ne de devlete ne de herhangi bir uhrevi makama aittir" dedi.

Selek için adalet, Kavaf'a istifa!

Kadınlar saat 19.00'dan itibaren Taksim'de toplanmaya başladı, 19.30'da  "Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele, feminist dayanışma" pankartıyla  İstiklal caddesinde Tünel'e doğru yürüyüşe geçtiler.

Erkeklerin öldürdüğü kadınların fotoğrafları, sosyolog Pınar Selek için adalet talep eden lolipoplar, gökkuşağı ve mor renkli şemsiyeler, bayraklar taşıyan kadınların hedefinde "Eşcinsellik hastalıktır ve tedavi edilebilir" diyen Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf vardı.

Kadınların taşıdıkları dövizlerde "Kavaf'lar var ve tedavi edilebilirler" yazıyordu.

Yürüyüş sırasında "Bana bak Başbakan, tepemi attırma, kendin yat kuluçkaya, bir Türkçük, iki Türkçük, üç Türkçük doğurmaya!", "Ev işini bırak, dünya dursun!", "Jin, jiyan, azadi", "Biji yekitiya jiyan" ve "Gelsin koca gelsin devlet gelsin polis gelsin cop, inadına isyan, inadına özgürlük" sloganları atıldı, sık sık Ajda Pekkan'ın "Hür doğdum hür yaşarım" şarkısı söylendi.

Erkekler şaşkın ifadelerle yürüyüşü izlediler

Kadınlar yürürken erkekler de şaşkın bakışlarla ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Pek çok erkek de cep telefonlarıyla fotoğraf ya da video çekiyyordu. Konuştuğumuz erkeklerden biri  "Çok renkliler, çok enerjikler, insana heyecan veriyorlar" derken, bir başkası "Hakları için yürüyorlar, haklarıdır, yürüsünler" dedi.

Kadınlar İstiklal'in ortasına ulaşınca Galatasaray Meydanı'nda  taleplerini Türkçe ve Kürtçe basın açıklamasını  duyurdular.

Sığınak istiyorlar

Türkiye'de günde üç kadın öldürüldüğünü söyleyen kadınların ilk talepleri erkek şiddetine karşı sığınacakları sığınaklardı:

"8 Mart'ın 100. yılında Taksim'de, gecelerin, sokakların kadınlara tehdide dönüştüğü bu yerde, öldürülen kadınlar için buradayız. Son bir yılda her gün üç kadın öldürüldü! Suçlu ve suçluyu koruyan erkeklerin amaçları aynı! Kadınlar üzerinde iktidarlarını korumak.

"Erkek şiddeti karşısında sığınacağımız, danışabileceğimiz kurumlardan yoksun bırakılıyoruz. Sığınak açmayan Yerel Yönetimler Kültür Başkenti projelerine milyon dolarları hibe ederken, kadınları yok sayan bütçelerle kenti yönetiyorlar. 2009'un ilk dokuz ayında 953 kadın öldürüldü. Sığınaklar şimdi değil de ne zaman?"

Kadınlar militarist  politikalara, Homofobik kaygılarla eşcinsellere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamalara karşı çıktı, Kürt sorununa demokratik ve barışçıl çözüm talep ettiler.

Kadınlar iki saatlik  şenlikli yürüyüşle Tünel meydanına gelince parti başladı,  bittiğinde  saat 03'ü geçmişti.(BÇ)

* Foto: Bahar Çelik

bawer celik ist.bia haber

 

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...