Kot kumlamadaki dram, kayıt dışı için umut
Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi Sözcüsü Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, kot kumlama işçilerinin yaşadığı dramın ortaya çıkması ve oluşan kamuoyu ile Sağlık Bakanlığının bu şekilde yapılan üretimi yasakladığını söyledi.
Sağlık güvencesi bulunmayan silikozis hastalarının devlet hastanelerinden ücretsiz yararlanmaları için adım atıldığını ifade eden Kılıçaslan, ancak hastalığın r tedavisinin bulunmadığını söyledi.
Komite olarak kayıt dışı, sigortasız şekilde çalıştırılırken hastalığa yakalanıp ölen işçilerin yakınlarına ölüm aylığı, çalışamaz durumdaki işçilere iş göremezlik oranları doğrultusunda maluliyet aylığı bağlanmasını talep ettiklerini belirten Kılıçaslan, şöyle konuştu:
''Bilinen, kot kumlama ve oluşan silikozis hastalığı nedeniyle bugüne kadar 46 işçi yaşamını yitirdi, 650 işçi de hastalıkla mücadele ediyor.
Sigortasız çalışmak işçilerin suçu değil. Devletin de kayıt dışını, sigortasız çalışmayı denetlemek, önlemek gibi bir sorumluluğu bulunmakta. Bu talebin sigorta mantığına aykırı olduğu, başkalarının da benzer taleplerde bulunabileceği belirtiliyor. Oysa bu hastalığa sadece çalışırken yakalanabiliniyor. O nedenle 'başkaları istismar eder' yaklaşımı doğru değil. Aynı şekilde başka işlerde kayıt dışı çalışırken hastalanan işçiler için de bu hakkın tanımasında bir sakınca yok. İşçilere başkaca bir şart aranmaksızın sadece kötü çalışma koşullarının beraberinde getirdiği hastalıkların tespiti halinde yaşamlarını devam ettirebilmeleri için aylık bağlanmalı.
Bu olanağın sağlanması için davalar da açılabilir ama hasta işçilerin yıllar sürebilecek davaları beklemeleri mümkün değil. Ayrıca işçileri bu şekilde çalıştıran işverenlere ilişkin bildirimler, şikayetler var. Devlet denetim gücünü kullanarak bu işverenleri bulup bu aylıkları bedelini tahsil edebilir.''
Kot kumlama işçilerine yönelik talebin, çalışanların yarısına yakınının kayıt dışı olduğu, bunların önemli bir bölümünün kötü koşullarda çalıştırıldığı bir ortamda daha da önem kazandığını vurgulayan Kılıçaslan, bu konuda alınacak bir kararın sigortasız, kayıt dışı çalıştırılanlar açısından çok önemli olacağını vurguladı.
TEKSTİLDE İLK KEZ TÜRKİYE'DE RASTLANDI
Silikozis hastalığına dünyada bugüne kadar maden, tünel yapımı gibi işlerde rastlandığına dikkati çeken Kılıçaslan, tekstil sektöründe hastalığa ilk kez Türkiye'de rastlandığını söyledi.
Kotları ağartma, desen verme ya da yıpratma amaçlı kullanılan kumlardaki silika oranının insan sağlığı açısından çok önemli olduğuna işaret eden Kılıçaslan, ''Yüzde 2'yi geçmemesi gereken bu oran bizde yüzde 60-70'i bulmuş'' dedi.
Hastalığın ortaya çıktığı işletmelerin küçük ve orta ölçekli olduğunu, işçilerin iki vardiya halinde çalıştırıldığını, işçilere maske verilmediğini, verilenlerin koruyucu özelliği olmadığını anlatan Kılıçaslan, dünyada kot ağartma işinin özel donanımlarla, kapalı sistemlerde, işçilerin doğrudan zararlı maddelere maruz kalmaları söz konusu olmadan yapıldığını, buna rağmen bir çok ülkede bu işin yasaklandığını belirtti.
Kılıçaslan, şunları kaydetti:
''Hastalığın ortaya çıktığı iş yerlerinde çok ağır ihmaller var. Öyle ki tozlu ortamdaki aspiratör bozulur diye çalıştırılmamış, işçiler hiç bulunmamaları gereken ortamda çalışmanın ötesinde gece uyumuş. Bu da çalışırken yetmezmiş gibi uyurken de tozun solunmasına neden olmuş. İşçilerin çalışma süreleri 10-12 saati buluyor. Kot ağartmada silika oranı en yüksek kumlar, hatta deniz kumu kullanılmış. Ortaya çıkan trajedi küresel ekonominin bir parçası aslında. Çünkü bu iş yerleri uluslararası düzeyde bilinen markalara üretim yapmışlar. Buna ilişkin bilgiler var.''
Sıkıntının yasa ve yönetmelik eksikliğinden değil, bunların hiç uygulanmamasından kaynaklandığını dile getiren Kılıçaslan, ''Kot kumlamada çalışırken hastalanan işçiler için gündeme getirdiğimiz talep kabul edilirse, bu kayıt dışı çalışırken benzer sıkıntılar yaşayan tüm işçiler için kazanım olacak'' diye konuştu.
ntvmsnbc
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Benzer içerik
- Kılıç: Bakan Saati Yedi Liraya, "Köle Öğretmenliği" Meşrulaştırıyor
- Yedi yıldır atama bekleyen öğretmen
- Akademisyenler mevsimlik işçilerle ‘çile yolculuğu’na çıkıyor
- İşçi hareketine ne yapmalı? Sungur Savran
- Toplugörüşmeye hayır!
- Kilim üstünde de olsa direnişine devam ediyor
- Hak-İş, Anayasa ve demokrasi sorunu SEYİT ASLAN DİSK/ GIDA-İŞ GENEL SEKRETERİ
Felsefe
| Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci |
|
Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m... |
- Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı - Walter Benjamin
- Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken- Adorno
- Marx'ın neresindesiniz; sağında mı, solunda mı? Erol Göka
- John Berger’dan Seçme Yazılar: Yiyenler ve Yenenler
- İnsanlık Nereye-Ender Helvacıoğlu
- Modernlik Dün Bugün ve Yarın-Marshall Berman
- Modernlik ve Devrim -Perry Anderson
Kapitalizm - Emperyalizm
| 28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan |
|
İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden... |
- LİBERALİZM VE DEMOKRASİ : Düşman Kardeşler? -Immanuel Wallerstein
- Yaşamın İçindeki Tek ‘Gerçek’
- Çokuluslu Şirketlerin Tarıma Karşı Saldırısı-João Pedro Stedile*
- KÜRESEL KRİZ: Yapısal Nedenleri ve Türkiye Ekonomisine Etkileri*
- Ekoloji ve Kapitalizmden Sosyalizme Geçiş (John Bellamy FOSTER)
- Emperyalizmin Yeniden Keşfi- John Bellamy Foster (Çeviri:Saim Özen)
- TÜRKİYE DE TARIM NASIL DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR? -Dr.Necdet ORAL







