Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Latin Amerika’da iki haftada üç kez kazandık…

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu

10 Aralık 2009

Peş peşe iki hafta Latin Amerika’dan iki seçim kazanma haberi geldi. Geçen hafta Uruguay’da Tupomoros gerilla lideri Pepe Mujica kazandı ve bu hafta da Bolivya’da Evo Morales. İkisiyle de devlet başkanı seçilmeden önce görüşmüştüm -geçenlerde bir arkadaş kiminle görüşsen seçimi kazanıyor diyordu. Size yazıyorum. Bir dahaki El Salvador seçimlerinde yine FMLN ve bu sefer gerilla komutanı Salvador Sanchez Ceren kazanacak -geçen hafta bir de Honduras’taki seçim boykotu vardı ki böylece Latin Amerika’dan iki hafta da üç “kazandık” haberi aldık. Ne güzel. Daha önce hem Evo Morales’e ilişkin hem de Pepe Mujica’ya ilişkin bir sürü eleştirim olduğu halde yine de sonuç olarak “Ne Güzel” diyorum ve bu hafta Evo Morales’in sadece yaptıklarından bahsedeceğim, yapmadıklarından ya da yapamadıklarından değil. Kazanmanın tadını çıkaralım.

Bolivya’da saat sabahın beşinde Evo Morales ile evinde görüşürken “Bolivya şu anda kesinlikle bir indian (Yerli) mücadelesi içindedir. Bolivya’nın % 70’inden fazlası orijinal olarak indian’dır. Aslında bir yurt mücadelesidir bu. Çoğunluğunu Kecua, Aymara ve Guaranilerin meydana getirdiği 30’dan fazla ulusun oluşturduğu bir topluluktur. Bu bir kültürel devrim mücadelesidir. Bir Bolivya yaratma, üretici bir Bolivya ve bu Bolivya için dayanışma. Bir mücadele halkın selameti için, yaşamı sürdürmek için ve en önemlisi bu kimliğimiz için bir harekettir. Bu kimlik mücadelesi aynı zamanda bir eşitliği bulma mücadelesi, adaleti bulma mücadelesidir” diyordu. Doğrusu bu temennileri taşıyan bir anayasa çıkardı. Yaşama geçirmeyi tam başaramadı ama dedim ya bu hafta sadece kazanmaktan söz edelim. Bu anayasayı okurken sanki bir hukuk metni değil bir edebiyat parçası okuma tadı alıyorsunuz. “Evvel zaman içinde, dağlar yükseldi, ırmaklar yatağını buldu, göller oluştu. Amazon bölgemiz, Chaco’muz, platomuz, yaylalarımız, ovalarımız yeşilliklerle ve çiçeklerle kaplandı. Bu kutsal Toprak Ana’yı çeşitli yüzlerle donattık ve o günden bu yana, her şeyin çoğulluğunu ve varlık ve kültürler olarak çeşitliliğimizi taşıyoruz. Halklarımız böylece mutluluk içindeydi ve uğursuz sömürgecilik günlerine dek ırkçılığı asla bilmedik.”*

Evo konuşurken sürekli yerli kültürüne vurgu yapıyordu. Seçim politikasının temel unsuru da buradaydı. “Batının kültürüne karşı, ölümün kültürüne karşı indian kültürünü yaşam kültürünü biz inşa edeceğiz. İndian hareketi kapitalizmle birleşmek istemiyor. Yaşamak istiyor. Sorumlulukla dayanışma ilişkileri içersinde yaşamak istiyor. Eşitlik istiyor ki bu insanlığın temelidir bizce”. Bunu da en azından anayasa metni üzerinde güvenceye aldı ve sanırım dünyanın en fazla resmi dilli ülkesi halini aldı. “I. İspanyolca ve özgün köylü yerli ulus ve halkların bütün dilleri, aymara, araona, baure, bésiro, canichana, cavineño, cayubaba, chácobo, chimán, ese ejja, guaraní, guarasu’we, guarayu, itonama, leco, machajuyaikallawaya, machineri, maropa, mojeño-trinitario, mojeño-ignaciano, moré, mosetén, movima, pacawara, puquina, quechua, sirionó, tacana, tapiete, toromona, uru-chipaya, weenhayek, yaminawa, yuki, yuracaré ve zamuco, resmî dillerdir”. Dediğim gibi “Ne Güzel”. Aklına insanın resmi dili Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Lazca, Hemşince, Abhazca, Arapça ve saymadığım, bilmediğim dillerin ve hatta yok olduğu söylenen Ubuhcanın da olduğu bir ülke geliyor. İlk defa resmi bir şeyi sevebilirim herhalde.

Hayat teorimize uymuyor diye silip atamıyoruz defterden. Şu anda Chavez’in değişimin dinamiği diye nitelendirdiği seçimlerle Latin Amerika halkı düşe kalka yol alıyor. Sokakta Chavez’e, Pepe Mujika’ya, Evo Morales’e ya da Daniel Ortega’ya dönük eleştirilerimi çok basit cevaplıyorlar: “Tabii ki sonuna kadar savunacağız. Bugüne kadar halkı düşünen başka bir hükümet gelmedi ki”.

Devrimciler iyimser olmalı ve bu yazı da mutlaka. Latin Amerika güzel günler görecek…

*Bolivya anayasa metinlerinin çevirisini Sibel Özbudun’un Latin Bilgi’deki önemli yazısından doğrudan kullandım. Bu sırada ilginçtir kendi röportajıma rastladım aynı yazıda. Dipnotun da Buket Şahin’in Cumhuriyet gazetesindeki yazı dizisinden alındığını okudum. Bu yazı dizisinde de Röportajın Metin Yeğin’den alındığına dair bir ibare var mıydı acaba?. El Salvador’dan yazıyorum. Araştırma şansım yok. Ancak böyleyse tabiî ki eleştirim Buket Şahin’e.

[Metin Yeğin’in bu yazısı 10 Aralık tarihinde Günlük Gazetesi’ndeki köşesinde yayınlanmıştır]

Kaynak: 
Günlük Gazetesi / Latin Bilgi

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...