Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Marmaray kazanırsa hepimiz kazanırız

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
KESK, DİSK, Türk-İş'e bağlı sendikalar ile çok sayıda demokratik kurum, direnişteki Marmaray işçileri için İstiklal Caddesi’nde yürüyüş gerçekleştirdi. İşçilerin taleplerinin kabul edilmesini isteyen platform bileşenleri, sürecin takipçisi olacak.

Türk-İş 1. Bölge, KESK Şubeler Platformu ve Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu, hakları için direnen Marmaray işçileri için yürüyüş düzenledi. Eyleme Tek Gıda-İş, Emekli-Sen, Tekstil-Sen, Belediye-İş, Eğitim-Sen, Tez Koop-İş, Genç-Sen, ESP, SDP, TKP gibi birçok kurum katıldı.

400'e yakın kişi, Taksim Tramvay Durağında bir araya geldi. “İşimiz ve haklarımız için direnişteyiz” yazılı pankart arkasında kortej oluşturdu. Kurumlar, Marmaray işçilerinin taleplerinin kabul edilmesi için Galatasaray Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüş kolunun en başında 54 gündür direnişte bulunan Marmaray işçileri yer aldı. Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, Tekstil-Sen Genel Başkanı Engin Gül, Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen’in da aralarında bulunduğu yüzlerce kişi tek sıra halinde yürüdü.

Yürüyüşte sık sık “İşçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz”, “Marmaray işçisi yalnız değildir”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “İş ekmek yoksa barışta yok”, “Kavga bitmedi daha yeni başlıyor” ve “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganları atıldı.

İşçi sınıfı yeniden uyanışa geçti

Galatasaray Meydanı'na ilk sözü Ankara’da 78 günlük direnişe imza atan TEKEL işçilerinin sendikası Tek Gıda-İş’in Genel Başkanı Mustafa Türkel, kitleye hitap etti. TEKEL direnişine destek veren herkese teşekkür eden Türkel, “Yaklaşık 3 aydır sürdürdüğümüz mücadeleye, Marmaray işçilerine aynı zulüm yapıldı. Onlar Ankara'da ve İstanbul’da bizimle birlikte oldu. Bu sınıf hareketin bir parçası olmuştur” diye konuştu.

Türkel, İstanbul'da Marmaray, Esenyurt, İzmir’de Tariş, Antep'te Çemen ve TEKEL işçileriyle birlikte Türkiye'nin her yerinde işçi sınıfının yeniden uyanışa geçtiğini vurguladı. Türkel şöyle konuştu: “Bize yapılan haksızlıklara kanunsuzluklara hukuksuzluklara karşı sesimizi ortaklaştırmak zorundayız. Türkiye'nin her yerinde ortak platformlar oluşturmak zorundayız. İşte Türkiye bu ayak sesleri ile yaşıyor şuan. Burada Marmaray işçilerine yapılan haksızlık Türkiye'nin neresinde olursa olsun bunu yaşıyorlar. Bugün herkes bu mücadeleyi en yükseklere çıkartmak zorundadır. Türk-İş olarak sonuna kadar yanınızdayız.”

Marmaray işçilerinin ilmik ilmik ördüğü direniş hakkında bilgi veren Tekstil-Sen Genel Başkanı Engin Gül ise, işçilerin geçtiğimiz günlerde yaptığı işyeri işgalini hatırlattı. “İşgal sonucu patron dize gelmiştir” dedi. Gül, direnişin kazanımla sonuçlanması için sınıf dayanışmasının şart olduğunu söyledi.

Marmaray kazanırsa biz kazanacağız

Eğitim-Sen 3 Nolu Şube Başkanı Nebat Bükrek ise kurumlar adına ortak bir açıklama yaptı. Marmaray işçilerinin talepleri kabul edilene kadar mücadele ve direnişlerinin yanlarında olacaklarını ifade etti. Bükrek, “Marmaray işçisi kardeşlerimizi yapılan haksızlık ve saldırılar bütün işçi sınıfı ve emekçilere yönelik topyekün saldırıların bir halkasıdır. Bu anlayışla nasıl ‘TEKEL işçisi kazanırsa biz kazanacağız’ dediysek, bugün de Marmaray işçisi kazanırsa biz kazanacağız. Çünkü TEKEL'de Tariş'te, Sinter Metal'de Çemen Tekstil'de, Esenyurt'ta ve birçok fabrika, site ve kentte süren mücadele ve direnişlerde herhangi bir kazanım sınıfın kazanımıdır” diye konuştu.

Bükrek, Marmaray işçilerinin taleplerinin kabul edilmesini istedi. Sürecin takipçisi olacaklarını ifade eden Bükrek, 12 Mart Cuma günü patronla yapılacak görüşmede işçilerin yanlarında mücadeleyi büyüteceklerini ifade etti. (ETHA)

 

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...