Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

MEN’İ ROM: BEN İNSANIM

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Romanlar kendi dillerinde “insan” anlamına gelen “rom” kelimesine uygun kabul görmek istiyorlar. Başbakan’a da 14 Mart için bir mesaj veriyorlar kendi dillerinden: “Men’i Rom”; Yani “Ben İnsanım.”

14Mart'ta Başbakan Romanlarla buluşuyor. Bu buluşmanın öncesi 10 Aralık’ta Bakan Faruk Çelik ile Bursa Milletvekili Ali Koyuncu birlikteliğinde gerçekleşen Roman Çalıştayı’na dayanıyor. Çalıştay, 120 Roman derneğinin katılımıyla gerçekleşmiş, finalinde ise Ankara ile çalışacak bir komisyon, dernekler ve federasyonlar arasından “seçilerek” kurulmuştu. Söz konusu komisyona biçilen misyon, Romanların sorunlarını hükümete aktarmak, Çalıştay’ın sonuçlarını değerlendirmek ve hükümet ile Roman yurttaşlar arasındaki mesafeyi azaltmak olarak tanımlanıyordu.
SELENDİ, ‘HAK İHLALİ’ OLARAK GÖRÜLMEDİ
Çalıştayın ardından Manisa Selendi’de gerçekleşen Roman yurttaşlara yönelik linç girişimi Roman yurttaşların iyi niyeti, hükümetin aracılığı ve kamu personellerinin Roman yurttaşlara yönelik özre olan açıklığı nedeniyle bir “hak ihlali” olarak gündeme gelmeden sorun olmaktan çıkarıldı. Ancak soruna hak temelli yaklaşılması gerektiğini düşünen ve gerekli hukuksal desteğin sağlanmasına yönelik Roman yurttaşlara destek vermek üzere Manisa’ya giden “ERRC” Avrupa Roman Hakları Merkezi’nin temsilcileri ve çeşitli insan hakları çalışanlarına Manisa’da tahammülsüzlük sergilendi. Temsilcilerin kimlikleri kamu tarafından sorgulandı, hazırladıkları rapor ise kimi Roman temsilcilerince Avrupalıların iç işlerimize müdahalesi olarak görülerek ötelendi.
Aynı dönem Türkiye’nin pek çok ilinde Roman dernekleri Manisa’daki olayları kınadı. Benzer linç girişiminin kendi başlarına gelip gelmemesi endişesiyle aktif ya da pasif refleksler de geliştirdiler.
Bu süreci Ankara’da komisyon ile gerçekleştirilen toplantılar izledi, her toplantı sonucunda Roman yurttaşlar kendileri için öncelikli sorunları hükümete taşıdılar. Ankara, 6-7 Mart'ta STGM girişimi ile 2 günlük bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
Söz konusu toplantı 30 civarında Roman derneği temsilcilerinin İzmir, Aydın, Dikili, Bartın, Bergama, Samsun, Adana, Mersin, İstanbul, Çanakkale, Artvin, Bursa, Edirne illerinden katılımıyla gerçekleşti. 2 gün süren toplantının amacı gelinen süreci tanımlamak, temel sorun alanlarını belirlemek ve talepler konusunda öncelikleri sıralamaktı. Toplantıya birinci gün Bursa Milletvekili Ali Koyuncu da eşlik etti.
4 ANA BAŞLIKTA ROMANLAR’IN SIKINTILARI
Roman derneklerinin temsilcileri 10 Aralık’tan bugüne kadar olan süreçte hükümet ile görüşmelerinde 4 ana başlıkta sıkıntılarını ifade ettiler. Konut ve barınma haklarının güvence altına alınması birinci öncelikli sorun olarak tanımlanırken, istihdam, eğitim, toplumsal ön yargıların giderilmesi ise bunu izleyen diğer sorun başlıkları oldu. 14 Mart buluşması bu anlamıyla 4 ana başlıkta şekillenen sorunların çözümüne yönelik umut vermesi, Başbakanın Roman yurttaşlar ile buluşarak kemikleşmiş, gelenekselleşmiş sorun alanlarına ilişkin çözüm getirmesi beklentisi hükümet ile yapılan görüşmelerde doğrudan ifade edildi.
Türkiye’de Romanlar Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte herkese tanımlanan eşit yurttaşlık hakkından faydalanmışlardır. Göçer olmaktan kaynaklı ve çeşitli ön yargılar nedeniyle yurttaşlık hakkı her Romanı kapsayamamış olsa da ve çeşitli yasalarda son beş yıla kadar ayrımcı ifadeler kendisini gösterse de artık bu ifadeler bizzat hükümet temsilcilerince de eleştirilmekte ve yasaklanmaktadır. Romanlar açısından Türkiye’de ikinci büyük adım ise Başbakan ile 14 Mart’ta gerçekleşecek buluşmadır. Tarihlerinde ilk kez Türkiye’nin bütün illerinden Romanlar “ayrımcılık gözetilmeksizin” İstanbul’a hükümet tarafından belediyelere verilen yetkiyle tutulan otobüsler ve dağıtılan kumanyalarla davet ediliyor. Her ilden 2-3 otobüs kaldırılıyor, Romanlar kendi düğünlerine gider gibi büyük bir heyecanla İstanbul’a hazırlanıyor. İstanbul’un her köşesinde Başbakan’ın Roman yurttaşlarla buluşmasına yönelik dev afişler asılıyor. İstanbul’un her mahallesinde AKP’li belediyeler Roman yurttaşları Başbakan ile buluşmaya davet ediyor.
ROMANLAR 14 MART’TAN ENDİŞELİ
Peki, Romanların sorun alanları nedir, nasıl anlaşılmalıdır? 6-7 Mart toplantısında barınma hakkı toplantının neredeyse birinci gündemiydi. İstanbul’da Sulukule, Kağıthane, Küçükbakkalköy; Bursa’da Kamberler; Ankara’da Çinçin Mahallesi Romanların yoğun yaşadıkları mahalleler olarak ün yapmış yerlerdi.
Bu mahalleler verilen onca mücadele ve savunmaya rağmen kentin yüksek rant alanları olarak görülmeleri ve orada yaşayan Roman yurttaşların yaşam tarzlarının büyüyen rantsal alanlara uymaması nedeniyle seri yıkımlara maruz kaldı. Bu çok üzücü bir deneyimdi Roman yurttaşlar açısından. AKP geçtiğimiz dört yıl içinde hiçbir hükümet döneminde olmayan bir acıyı Roman yurttaşların gönüllerine vermiş, evlerinin pek çok ilde yıkılmasına neden olmuştu. Ancak Romanların temel yaşam felsefesi, o dönemi yaşayan ve hükümetin bugün uzattığı dostluk elini de şüpheyle izleyen Hanım Teyze tarafından “Biz kin tutmayız, bugün küssek bile yarın barışırız, bize uzatılan eli geri çevirmez biz de tutarız” diye açıklanıyor.
Hanım Teyze ekliyor; “Biz safız, bir parmak bal ile tüm dünyamızı gacolara veririz.” Bir parmak bala karşı tüm dünyalarının ellerinden alınması endişesiyle 14 Mart’ta katılacağını söylüyor.
ASİMİLE OLMADAN BARINMA İSTİYORLAR
Romanlar ne istiyor? Öncelikle kültürel yapılarını asimile etmeyecek biçimde barınma haklarının güvence altına alınmasını istiyorlar. Büyük kentlerin dışına sürülmek değil, kent merkezlerinde atalarından kalan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren kendilerine yaşamaları için verilen semtlerinde yaşamak istiyorlar. Bu semtlerde yerinde yapılaşma haklarının korunmasını ve kentsel dönüşüm değil, kentsel güzelleşme istiyorlar. Çok katlı TOKİ “fakir fukara evleri”ni değil, tapularıyla kendilerinin olan evlerin, sokakların, bahçelerin düzenlenmesini istiyor. Daha önce evleri yıkılan kardeşlerinin ev haklarının korunmasını istiyorlar. Yani 60 metrekare alanda özgürlüklerinin devamlılığını istiyorlar.
KENTİN DIŞINA İTİLMEMEK İSTİYORLAR
Romanlar ne istiyor? Kentin güzelliğinin parçası olarak görülerek, kentlerin dışına sürülmemek istiyorlar. Bunun için istihdam haklarının, iş alanlarının güçlendirilmesini istiyorlar, ellerinden gelen becerilerin güçlendirilmesi için ayrıcalıklı özel destek programları istiyorlar. Mesleki eğitim ve vasıf kazanmayı, gençlerinin “gayri meşru” dünyanın hayalet kahramanları olmamaları için meslek edinmelerini istiyorlar. “Öfke” ile değil “sevgi” ile dünyalarının tüm topluma açılmasını ve eşit yurttaşlık haklarının her alanda eşitlenmesini ve gerçekleşmesini istiyorlar.
OKUMA HAKKI İSTİYORLAR
Romanlar ne istiyor? Çocuklarının eğitim süreçlerinin güçlenmesini ve bu konuda eğitmenlerin bilinçlendirilmesini, Roman çocuklarına özel eğitim desteğinin sağlanacağı merkezlerin yapılmasını istiyorlar. Çadır gibi evlerden, beslenme çantalarında kuru ekmekle, çöpten buldukları okul çantasıyla okula giden çocukların, okuma haklarının korunması için bütçe desteği istiyorlar. Okul sırasında arkadaşlarıyla eşit biçimde çocuk olma haklarının desteklenmesini istiyorlar, okumak, doktor olmak, öğretmen olmak, polis olmak, mimar olmak istiyorlar.
EŞİT OLMAK İSTİYORLAR
Romanlar ne istiyor? Çingene denilmesinden kaynaklı dışlanmak istemiyorlar, Çingene olmanın insan olmak anlamına geldiğinin anlaşılmasını istiyorlar, Çingene ya da Roman olmalarının, esmer yurttaş olmanın, dilencilik, bohçacılık, demircilik, sepetçilik, çalgıcılık, çöpçülük ile toplumsal yaşamda var olmalarının ayrımcılığa maruz kalmalarına yol açmadığı bir Türkiye istiyorlar. Hastanede, muhtarlıkta, kaymakamlıkta, belediyede sevgiyle karşılandıkları, eşitler arasında pozitif ayrımcılıkla özel olarak desteklendikleri, dışlanmadıkları bir yaklaşım istiyorlar.
Romanlar kendi dillerinde “insan” anlamına gelen “rom” kelimesine uygun kabul görmek istiyorlar. Başbakan’a da 14 Mart için bir mesaj veriyorlar kendi dillerinden: “Men’i Rom”; Yani “Ben İnsanım.”
Salihli’de devlet Romanları unuttu
Selendi’den Salihli’ye  sürülen Roman vatandaşlara geçen süre içinde verilen sözlerin tutulmaması üzerine Çağdaş Hukukçular Derneği harekete geçti. Salihli’de Roman vatandaşlarla görüşen ÇHD üyesi avukatlar, hazırladıkları dilekçelerle Roma vatandaşların yetkililerin verdikleri sözleri tutmasını isteyecek. Dilekçelerde Romanlar barınma, beslenme ve iş taleplerini yineleyecek. ÇHD, İHD, İHDV ve ÖDP geçtiğimiz günlerde Roman vatandaşların yaşadığı Salihli’ye giderek incelemede bulundu. Manisa Selendi’de yılbaşı gecesi yaşanan gerginliğin ardından Salihli’ye sürgün edilen Roman vatandaşlara ev ve yiyecek verilmişti. Vaat edilen iş sözleri yerine getirilmediği için zor durumda kalan Roman vatandaşlar, avukatların hazırladığı dilekçelerle Belediyeye ve Kaymakamlığa iş ve barınma taleplerini yeniden dile getirecek. Öte yandan ÖDP Salihli örgütü de, Salihli Kaymakamlığı önünde yaptığı basın açıklamasın da Roman vatandaşların yanında olduklarını ve talepleri yerine getirilene kadar Roman vatandaşlara destek vereceklerini açıkladı. Gülsen Candemir-İzmir
BELGİN CENGİZ

birgun gaz.

 

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...