Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Mersin halkından “paçavra” benzetmesine imzalı cevap

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Greenpeace’in Mersin şehir merkezinde başlattığı imza kampanyasına halk yoğun ilgi gösterdi. Yarım saat içinde 300′den fazla nükleer karşıtı imza toplandı.

Greenpeace, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması sırasında Meclis’te ‘Sinop, Mersin Nükleer İstemiyor’ yazılı bir pankart açtıktan sonra, Mersin Nükleer Karşıtı Platform ile birlikte kent merkezinde bir basın açıklaması yaptı.

Meclis’te açılan pankarta yönelik olarak Başbakan Erdoğan ‘paçavra’ şeklinde tepki göstermişti. Greenpeace Akdeniz ve Mersin Nükleer Karşıtı Platform bir hafta boyunca nükleer santralin beraberinde getireceği tehlikelere dikkat çekmek üzere Tarsus, Bozyazı, Akkuyu, Aydıncık gibi yörelerde yerel halk ve kurumlar tarafından düzenlenecek basın toplantısı ve miting gibi nükleer karşıtı faaliyetlere katılacak. Bunun yanı sıra, iki kuruluşun gönüllüleri üç gün boyunca Mersin Metropol binası önünde stant açarak nükleere karşı imza toplayacak. Etkinlikler, 14 Mart Pazar günü, pop şarkıcısı Göksel’in de katılımıyla, Barış Meydanı’nda saat 15′te düzenlenecek olan nükleer karşıtı konser ile son bulacak.

mersin-imza-toplarken

Şehirlerinde nükleer santral kurulmasına tepki gösteren Mersin halkıyla dayanışmak üzere kenti ziyaret ettiklerini dile getiren Greenpeace Akdeniz Enerji ve İklim Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı: ‘Burada yaşayan herkes nükleersiz, daha iyi bir geleceği hak ediyor. Başbakan Mersin halkının haklı talebine istediği kadar paçavra desin, biz Mersin’in Rusya’dan getirilecek Çernobil teknolojisi reaktörlerine asla razı olmayacağını biliyoruz. Zaten nükleer santral karşıtı mücadele burada 20 yıldır devam ediyor. Artık, Erdoğan’ın dinlemeyi öğrenmesinin zamanı geldi” dedi.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform adına söz alan Sabahat Aslan dün Elazığ’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden insanların yakınlarına başsağlığı ve yaralananlara acil şifa diledikten sonra: “Hükümetin uyguladığı yanlış politikalar enkaz altında kalmıştır. Deprem kuşağında olmasına rağmen “güvenlik kültürü”nün yerleşmediği, hükümetin bilim insanlarını ve meslek odalarını hiçe sayan politikalarla günün kurtarılmaya çalışıldığı ülkemizde nükleer santraller tehlike kaynağı olacaktır” dedi.

nukleer-sucu-durdurun

Rus nükleer teknolojisinde skandal bitmiyor

Rusya’dan Mersin’e hükümetin ithal etmeye çalıştığı VVER-1000 adlı teknolojinin arızalarıyla ilgili geçtiğimiz günlerde, Belarus’ta bir skandal patlamıştı. VVER-1000 adlı reaktörü satın alma hatasına düşen Belarus’un İç İşleri Bakanlığı’nın resmi açıklamalarına göre, reaktörde kalitesiz parçalar kullanılması nedeniyle iki ay içerisinde üç ayrı arıza tespit edildi. Benzer şikayetler daha önceden Çin’de yapılan nükleer santral nedeniyle Çin hükümeti tarafından da dile getirilmişti.

Aynı radyoaktif teknolojinin Türkiye’ye getirilmesindeki ısrarı anlamadıklarını açıklayan Mersin NKP ve Greenpeace Akdeniz üyeleri, 21. Yüzyılda Mersin’e ‘güneş teknolojilerinin’ yakıştığını ifade ettiler.

goksel-poster-50x70

Mersin’de ücretsiz Göksel konseri

Mersin, 14 Mart Pazar günü saat 15′te, Barış Meydanı’nda (Atatürk Parkı) pop şarkıcısı Göksel’in konseriyle nükleere karşı birleşiyor.

 

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...