Solforum.net
Politik Tartışma-Derleme-Yorum-Haber

Munzur Be Vair Nio*

Yazıcı uyumluYazıcı uyumlu
Dersimliler, birçok ilde sokaklara çıktı, başta Munzur olmak üzere tüm derelere yapılmak istenen barajlara ve hidroelektrik santrallere karşı itirazlarını yükseltti, "Munzur sahipsiz değildir, derelerimiz özgür aksın" dedi.

Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam İçin Barajlara Karşı Eylem gününde birçok ilde AKP binaları önünde eylemler gerçekleştirdi. AKP il binaları önlerinde eylemler yapan Dersim Dernekleri Federasyonu, "Nehirlerimizi, derelerimizi, evlerimizi geri istiyoruz" dedi. Eylemde, Dersim sürgün listelerinin açıklanması da istendi.

Barajları durdur, sürgünleri açıkla

İstanbul'da başta Tunceli dernekleri olmak üzere, Alevi örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda sanatçı, Sütlüce'de bulunan Miniatürk binası önünde bir araya geldi. Eylemde, "Barajları durdur, sürgünleri açıkla", "Munzur'da barajlara hayır", "Fırat'ı, Dicle'yi, Tuna'yı, Ren'i AB-AKP değil halklar yönetsin" yazılı pankartlar taşındı.

Binlerce kişi, yolun tek şeridini trafiğe kapattı, Sütlüce'deki AKP İl Başkanlığı'na doğru yürüyüşe geçti. Renkli ve canlı kortejleriyle dikkat çeken Tuncelililer, "AKP Munzur'da boğulacak", "Munzur özgür akacak", "Munzur'da baraj istemiyoruz" ve "Dur de dur de barajlara dur de" sloganlarını attı. Davul, zurna ve tulum eşliğinde yürüdüler.

Tacer: Er veya geç demokrasi sınavını verecek

Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Özkan Tacer, AKP hükümetinin şimdiye kadar 'açılım'larla halkı kandırmaya çalıştığını söyledi. Tacer, AKP'nin demokratikleşme adı altında gerçekleştirdiği Kürt, Alevi ve Roman açılımlarının fiyaskoyla sonuçlandığını dile getirdi.

Dersim '38 katliamının siyasi partiler arasında herhangi bir şantaj yapılmayacak kadar önemli olduğuna vurgu yapan Tacer, Başbakan Erdoğan'ın, kendi çıkarları doğrultusunda elindeki belgeler için 'Açıklarım' şantajında bulunduğunu belirtti. Özkan Tacer, şöyle konuştu: "Eğer Başbakan samimiyse bu listeleri açıklasın. Bu ülkede bunca acı yaşandı. Bu ülke er veya geç demokrasi sınavını verecektir. Buna elindeki sürgün listelerini geri vererek, Dersim adını geri vererek başlamalıdır. Tüm demokrasi güçleriyle bu mücadeleye devam edeceğiz."

Baraj projeleri ile katliam emri verildi

Kurumlar adına ortak açıklamayı Dersim Çevre Girişimi Sözcüsü Hasan Şen okudu. Şen, 14 Mart'ın Uluslararası nehirler, Su ve Yaşam İçin Barajlara Karşı Eylem Günü olduğunu hatırlattı.

Hasan Şen, doğanın ve insanlığın yaşam kaynağı olan suyu metalaştırmak, piyasalaştırmak isteyen şirketler ile AKP hükümetinin, temiz su kaynaklarına el koymaya çalıştığını ifade etti. Şen, "Munzur, Hasankeyf, Karadeniz dereleri ve birçok temiz su kaynağının üzerine baraj ve HES yapımını çabuklaştırıp, bu süreci hızlandırmışlardır. Binlerce yıllık kültürel ve tarihsel zenginliği, kutsal mekanları ve o coğrafyaya hayat veren endemik bitki ve hayvan türleri ile Munzur Vadisi de, karlarına kar katmak isteyenlerin hedefi olmuştur. Baraj ve hidroelektirik santral projeleri ile katliam emri verilmiştir." diye konuştu.

Nehirlerimizi geri istiyoruz

Baraj projelerinin uygulanması ile birlikte 42 hektarlık alının, içinde barındırdığı canlılarla birlikte yok olacağına dikkat çeken Hasan Şen, Başbakan'ın 'Munzur baraj projesini gözden geçirebiliriz' sözüne karşı "Projenin gözden geçirilmesini değil iptal edilmesini istiyoruz" dedi. Şen, şöyle devam etti: "Adalet istiyoruz. Vicdan istiyoruz. Nehirlerimizi, derelerimizi, evlerimizi geri istiyoruz. Özgürlük diyoruz. Aydınlık diyoruz. Çocuklarımız için."

Sanatçı Ferhat Tunç da herkese barajlara karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Eylem "Dersim dört dağ içinde" türküsünün hep birlikte söylenmesiyle son buldu.

Dersim Dernekleri Federasyonu'nun İzmir'deki eylemine Ege Çevre ve Kültür Platformu, Allianoi Girişim Grubu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve İHD'nin de aralarında olduğu parti ve dernekler de destek verdi.

Tüm çaba yaşam hakkı için

İzmir'de Konak eski Sümerbank önünde bir araya gelen halk, kortejler oluşturarak sloganlarla AKP İl binası önüne yürüdü. AKP önünde polis ablukasıyla karşılaşan kitle adına bir heyet, derelerin korunması talepli dövizlerini AKP İl binası önüne bıraktı.

İzmir Dersim Dayanışma Derneği Başkanı Kemal Mutlu yaptığı açıklamada, "14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam İçin Barajlara Karşı Eylem Günü"nün 2000 yılında kabul edildiğini hatırlattı, "Bu çaba tüm canlıların yaşam hakkı içindir" dedi.

Suyun yaşam olduğunu ve ticaretin nesnesi olmaması gerektiğini belirten Mutlu, Munzur'a 25 adet baraj ve hidroelektrik santral yapılmak istendiğine dikkat çekti. Baraj projesinin binlerce insanı yerinden yurdundan edeceğini söyleyen Mutlu, "Munzur'a sahip çıkacağız, Munzur yalnız değildir" dedi.

İzmir Dersim Dayanışma Derneği Başkanı Kemal Mutlu, Başbakan Erdoğan'ın Dersim sürgünüyle ilgili elinde belgeler olduğu yönündeki açıklamasını hatırlattı, "Bu belgelerin açıklanması bekliyoruz" dedi.

AKP önünde çekilen halaylarla sona eren eylemde sık sık Zazaca sloganlar atıldı. (ETHA)

* Munzur sahipsiz değildir

 

 

Felsefe

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş*-Antonio Gramsci

Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ula şılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama m...

Kapitalizm - Emperyalizm

28 Şubat Dönemecinden AKP` li Yıllara İslamcı Sermaye-A.Ekber Doğan

İslamcı siyasetin 1990'lı yıllardan beri en popüler ve güçlü siyasal aktörü olmuş RP-FP-AKP çizgisinin genel olarak sermaye sınıfıyla, özel olarak da "İslami sermaye" diye adlandırılan kesimle ilişkileri hareket içinden gelenlerin kurcalamaktan imtina ettiği, ulusalcı-Kemalist çevrelerinse kriminal bir konuymuş gibi yaklaştıkları bir meseledir. Bu ilişkiyi ele alma konusunda genel geçer yaklaşım, sıradan bir iktidar çevresi-onunla ilişkili burjuvaların bireysel ve kolektif çıkar birliği anlamına gelen bir kayırmacılık ve zenginleşme ilişkisi biçiminde ele almaktır. Bu çalışmada söz konusu ilişki, -"ahbap-çavuş kapitalizmi"ne özgü, andığımız türden...