Sol hareketin birliği ve 68 ruhu (yani Kemalizm); Ergenekon ve soldan destekleri; Kürt Sorunu ve Çatı Partisi konuları birbiriyle doğrudan ilişkili konulardır. Bu nedenle üçü üzerinde bir süre daha tartışmaya devam edeceğim. Konunun tartışılmasında kavramlara verdiğim önemin nedeni zaman zaman yeterince anlaşılamamaktadır. Hatta bu tarzı gereksiz bulanlar bile vardır.
Oysa siyasette parti, çatı partisi, demokrasi cephesi, demokratik halk cephesi, ittifak, güç birliği, eylem birliği gibi kavramların her biri siyaset biliminin teorik alanının laf ebeliğine dayalı konuları değil, tersine siyasetin pratik örgütlenme ve uygulama alanının asli konularıdır. Bu türden girişimlerimizde arkamıza dizdiğimiz bunca başarısızlığımızın bir nedeni de, bu “önemsemezlik” ya da “bir an önce olsun” tavrı, yani dar pratikçi yaklaşımlardır. Yaptığım tartışma teorik değil, örgütlenmeye ilişkin somut-pratik bir tartışmadır. Yaptığım, somut bir eylemdir. Çabam somut ve devrimci bir çabadır. Küçümsenmemelidir.
***
Çatı Partisi’nin bir “demokrasi mücadelesi dinamiği” olarak tanımlanması ile “sistemi değiştirmeyi hedefleyen bir örgütlenme modeli” olarak tanımlanması arasındaki büyük uçurumu görmezlikten gelerek, “bakın ikisi de çatı partisine evet diyor” diye haykırmak, ancak filin de farenin de “hayvan” olduğunu anlayabilme düzeyinde bir yetenektir. “Çatı Partisi’nin amacı nedir?” sorusuna verilen yanıtların farklılığı, elbette “çatı partisinin bileşenleri kimler olacaktır?” sorusunun yanıtını da farklılaştıracaktır.
Modelin ortak bir karakteri olarak sunulan “öznel siyasal kurgularda farklılığın kabulü” ilkesi, çatı katılımcılarının bazı temel ortaklıklara sahip olduğu ön koşuluna dayalı olarak düşünülmektedir. Kendimizi zorlayarak da olsa, yukarıda sıraladığım hedeflerin bütünü için ortak paydanın, kalıcı ve adil bir barış; demokratik hak ve özgürlüklerin tesisi ve emeğin çıkarlarının korunması olduğu söylenebilir mi?
***
Tarihsel olarak gerçekleştirilme koşullarına sahip olmalarına rağmen, bunu gerçekleştirecek özel koşulları eksik ya da yetersiz olan politik hedefler, “objektif ve sübjektif koşullar” ayırımı ile açıklanmaya çalışılır. Tarihin önümüze çözüm için getirdiği yani çözümün objektif olanaklarına sahip olan çelişkiler, çözümün doğrudan insan iradesine bağlı alanları da hazırlanarak (örgütlenme ve bilinç, yani sübjektif koşullar) çözüm uygulamasına sokulur. Koşulları, politik hedeflerin gerçekleştirilmesine uygun hale getirmek yine de insan iradesinin eylemli çabasıyla olur. Ama unutmamak gerekir ki, insan iradesinin çözüm alanı içerisine girmiş olan sorunlar, tarihin, çözüm için olgunlaştırarak insanlığın önüne getirmiş olduğu sorunlardır. Bu olgunlaşma olmadan, irade gücünün değiştirme eyleminin sınırsızlığına inanmak, metafiziktir.
***
Sorun soyut olmaktan çıkıp, güncel yaşam içerisinden tanımlanmaya başlayınca, somut gerçek, kaçınılmaz olarak kendi koşullarını bize dayatır. Artık tartışma “örgütlenme iyi midir, kötü müdür?” muhabbeti olmaktan çıkar ve yerini, “ne, nasıl, kim?” gibi somut yanıt isteyen sorulara bırakır.
Her politik yapılanmanın ‘Örgütlenme sorunu ve ittifaklar’ üst başlığı altında tartışacağı Çatı Partisi sorunu, örgütsel yakınlaşmaların bir iyi niyet ifadesi olmaktan çıkarılarak, mevcut koşullarımız içerisinden ve somut olarak ele alınmalıdır.
1. “Çatı partisi iyidir, gereklidir” diyen her grup ya da birey, hamasi söylevlerde bulunmak yerine, somut programını, somut hedeflerle donatarak ortaya sürmelidir. “Devrimci demokrasi” ya da “barış” ya da “sistem muhalifi güçler” gibi sadece grup anlayışları içinde ve özgün anlamlara sahip açıklamalarla değil, madde madde sunulan eylem programlarıyla açıklamalıdırlar.
Örneğin benim için bugün tek madde, barış: Kalıcı ve adil bir barışın derhal sağlanması için Türk devletinin, Kürt halkının ulusal kimlik haklarını bütünüyle kabul ederek Anayasal (hukuki) ve toplumsal (örgütsel) güvenceye kavuşturulması, asli görev olmalıdır. Halkların mücadele birliği üzerinden kazanılacak bir barış, kalıcı demokratik açılımların gerçekleştirilmesine yol açarak, işçi sınıfının milliyetçilikten koparılarak devrim saflarına kazanımının ortamını da geliştirecektir.
2. Çatı partisinin muhtemel bileşenlerine ilişkin davet edilebilecek somut adresler verilmelidir. Örneğin “Aleviler” ya da “kadınlar” ya da “sistemin değişiminden yana olan herkes” gibi belirsiz sosyolojik kavramları keyfince kullanıp genelleme hilelerine başvurmadan; hangi kadın örgütleri, hangi Alevi örgütleri, sisteme karşı olan hangi siyasal yapılanmalar çağrılmaktadır, isim isim belirtilmeli, öneriler adlandırılmalıdır.
3. Çok somut olarak, “çatı”nın nasıl bir şey olacağına ilişkin kamuoyunun da katılacağı örgütlenme modelleri; örgütlenme ilişkileri; çalışma tarzı anlayışları, kadro politikaları açık tartışılmalıdır.
Özgür Politika
