Bu kadar 'farklı' ve geniş çevrenin birlikte örgütlenmesi ülkemiz açısından yenilikleri de getirecektir. Bu kültür ve örgütlenme anlayışı yaşayarak geliştirilecektir.
Adı üzerinde, nihai olarak hedefleri farklı olan kesimlerin bugün için birleşebilecekleri bir ortak programdan söz ediyoruz. Kim 'Evet böyle olmalıdır' diyorsa yer alabilir.
Kurumlar ve kişiler olarak temsiliyet sağlanabilir; katılan her kesim kendi örgütsel yapı ve bağımsızlığını korurken, çatının yerel ve merkezi örgütlerinde yer alabilir.
İdeal bileşen belirttiğim güçlere, örgütlerine karşılık gelmektedir. Başlangıçta bu ideali oluşturmanın beklenmesi gerçeklikten uzaktır, sınıflar mücadelesi ve diyalektiğine de aykırıdır. Elbette bu açıdan ideali beklemek diye bir şey olamaz. Politika güçle olduğu kadar koşulların ve olanakların değerlendirilmesiyle de hedeflerine ulaşabilir. O nedenle mükemmelcilik kaldırmayacaktır
Tüzel: Başlangıçta ideal bileşim aramak gerçeklikten uzaktır
Başından beri Çatı Partisi çalışmalarının içinde olan Emek Partisi'nin Genel Başkanı Levent Tüzel, Çatı Partisi ile ilgili görüşlerini bizimle paylaştı. Sorduğumuz sorulara Tüzel'in verdiği yanıtlar EMEP'in girişim konusundaki görüşlerini de daha ayrıntılı olarak ortaya koymuş bulunuyor.
Çatı Partisi tartışmaları ve çalışmaları belirli bir aşamaya geldi. Size göre Çatı Partisi nasıl bir oluşumdur?
Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı olaylar ve siyasi atmosferi, egemen güç odakları arasındaki iktidar kavgaları tarafından biçimlendi. Bu açıdan bakıldığında bir tarafta AKP hükümeti ve onun destekçisi burjuva liberal-muhafazakar güçler, diğer tarafta CHP anamuhalefetinin başını çektiği ve statükocu devlet kurumları, ulusal-milliyetçi güçlerin desteklediği muhalefet güçleri yer almaktadır. Güç ve çıkar çatışmaları içinde, halkı 'değişim' ya da 'cumhuriyet değerleri' adıyla etkilemeye çalışan bu odakların karşısında Türkiye'nin sorunlarına halkın yararına gerçekçi çözümler getirebilecek potansiyeli barındıran emek, demokrasi ve halk güçlerinin bir politik mihrak olarak örgütlenmelerine ve sürece müdahale etmesine şiddetle ihtiyaç vardır.
Siyasi partiler, sendikal güçler, meslek örgütleri, demokratik kurumlar, aydınlar, çeşitli inanç ve kültür çevreleri, çevre örgütlenmeleri ve kadın çevrelerinden oluşacak bu bileşim, ortak çıkarlar ve mücadele platformu üzerinde birleşip yeni bir saflaşma yaratabilirse mevcut problemleri çözme ve halkçı bir iktidar seçeneği oluşturma şansını da yakalayabilecektir. Partimizin ve ittifak yaptığımız diğer partilerin bu çevrelerle tartışmalarına başladığı Çatı Partisi, demokrasi için birlik, blok hareketi vb isimlerle kamuoyuna yansıyan oluşum bu cephenin siyasi platformu olacaktır.
Bundan önceki işbirliği, seçim ittifakları deneyimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şüphesiz yararlı, birlikte çalışma ve güç oluşturmanın, halkı birleştirmenin deneyimlerini yetersiz de olsa göstermesi bakımından olumlu; ancak, sınırlılıkları, gecikmişliği, politik darlıkları, benmerkezci anlayışların yol açtığı geriliklerle başarılı ve etkili olmayı becerememiş deneyimlerdir. Hepsinden önemlisi bu yan yana gelişler halkın etrafında kenetlendiği, siyasi bir alternatif olarak benimsediği, böyle bir umut ve heyecan yaratığı iş-güç birlikleri olamamıştır, olması da mümkün değildir. Yine bu yönüyle neyin yapılıp neyin yapılmamasını göstermesi, halk güçlerindeki beklentilerin, taleplerin görülmesi bakımından son derece yararlı olmuştur. Tabii bu süreçlerin özeleştirel değerlendirmeleri yapılmasına rağmen yeni dönemlerde daha ileri ittifaklar örneğin Çatı Partisi vb. oluşumların oluşturulamamış olması mutlaka iyi görülmelidir. Yoksa bugünkü çağrılarımız da havada kalacaktır.
Çatı Partisi bu deneyim açısından sizce nasıl ele alınmalı? Salt seçim işbirliğinin geçici örgütü olarak mı, yoksa uzun erimli bir yan yana geliş ve birlikte yürüyüşün örgütü olarak mı?
Elbette ikinci türden ele alınmalı ve hedeflenmeli. Önemli olan önümüze koyduğumuz siyasi platformun hedeflenmesi ve buna uygun bir çalışma, örgütlenme içinde olmak. Bu açıdan bugün ortaya çıkarttığımız model yarın farklı bir şekli, formu gerektirebilir vb, bu açıdan bir 'geçicilik' taşıyabilir. Asıl olan ülkemizin temel meselelerini çözmek için kararlı bir siyasi çizgiyi günün gerektirdiği taktik politika ve pratikle sürdürmek, giderek demokratik bir halk iktidarının yollarını ve gücünü oluşturabilmektir. Bu uzun erimli yürüyüş şüphesiz biriktirerek, büyüyerek, olgunlaşarak, öğrenerek, birlikteliğin gerektirdiği güven ve anlayışı oluşturarak gelişecektir.
Çatı Partisi hangi örgütsel ilkeler temelinde, nasıl bir örgütsel model olarak oluşturulabilir?
Siyasi bir program ve iktidar hedefi şüphesiz bu güçlerin zeminini oluşturduğu bir hareketi ve siyasal form olarak partiyi gerekli kılar. Bir güç odağı olabilmek politik bir çizgi ve hedefi zorunlu kıldığı gibi bu mücadeleyi hayata geçirecek bir örgütlenmeyi de gerektirmektedir. Yani mesele sadece bu ittifak güçlerini seçimlerde temsil edecek bir partinin şeklen, formaliteden kurulması değildir. Halk güçlerinin mücadele dinamiği ve hayata nüfus eden, emekçi kitleleri bulundukları alanlarda örgütleyen, yerelden başlayarak güç olabilen bir hareket ancak bu değişimi ve ülkemizin geleceğinin kurulmasını sağlayabilecektir. Bu mücadele ve örgütlenme anlayışı -bütün güçlüklerine rağmen- mevcut burjuva partilerin anti-demokratik yönetim modellerinin karşısında halkın kendisini ve katkısını bulabileceği en demokratik yapı ve işleyiş olacaktır, olmalıdır. Bu kadar 'farklı' ve geniş çevrenin, geleneğin birlikte örgütlenmesi ülkemiz açısından yenilikleri de getirecektir. Bu kültür ve örgütlenme anlayışı yaşayarak geliştirilecektir. Kurumlar ve kişiler olarak temsiliyet sağlanabilir; katılan her kesim kendi örgütsel yapı ve bağımsızlığını korurken (farklı sınıf ve programlara dayandığı için) çatının- blokun yerel ve merkezi örgütlerinde temsilcileriyle yer alabilir.
Çatı Partisi bir sınıf hareketi mi, yoksa farklı sınıfsal güçlerin ittifakı olarak mı oluşacak?
Bu durumda anlaşılacağı gibi bir grup işbirlikçi çıkar çevresi durumundaki; baskıcı ve sömürücü düzenden beslenen büyük sermaye güçleri ve örgütleri dışındaki tüm güçler; işçi sınıfı, köylülük, küçük üretici gibi emekçi sınıf ve tabakaların yanında orta ve küçük burjuva kesimlerin ittifakı olarak şekillenebilir. Elbette siyasal, toplumsal hareketler bu denli teorik tanımlamalarla ilerlemeyeceğinden ülkemizde de halk hareketi kendi seyri ve özgünlükleri içinde şekillenecektir.
Çatı Partisi ideal olarak nasıl bir sosyo-politik ve politik bir yelpazeye sahip olabilir? Çatı Partisi bu ideal bileşime ulaşılınca mı kurulmalı, yoksa ilk adımda Çatı Partisi'ni oluşturacak güçlerle yola çıkıp, ideal bileşene doğru mu yürümeli? Ve gerçekçi bir öngörüyle Çatı Partisi'nin bileşenleri kimlerden oluşacak?
İdeal bileşen yukarıda belirttiğim güçlere, örgütlerine karşılık gelmektedir. Başlangıçta bu ideali oluşturmanın beklenmesi gerçeklikten uzaktır, sınıflar mücadelesi ve diyalektiğine de aykırıdır. Elbette bu açıdan ideali beklemek diye bir şey olamaz. Politika güçle olduğu kadar koşulların ve olanakların değerlendirilmesiyle de hedeflerine ulaşabilir. O nedenle mükemmelcilik kaldırmayacaktır. Ancak toplumsal bir sahiplenme ve dinamizm sağlamadığı sürece de bir kıymeti, yeni bir yönü olmayacaktır. O nedenle sadece adı geçen bir kısım 'solcu' parti ve şahsiyetlerle kotarılacak bir şey de değildir. Gerçekçi olabilecek bir başlangıç için yukarıda belirttiğimiz güçlerin asgari diyebileceğimiz bölümünü kapsamalıdır.
Çatı Partisi geniş ölçüde kamuoyunda tartışıldı. Bu tartışmaları değerlendirir misiniz?
Geniş ölçüde tartışıldığını söylemek doğru olmaz. Kastettiğiniz medya üzerinde açıklama vb ise evet ama tabanda, yerellerde ilgili örgüt ve çevrelerin, kişilerin yer aldığı, heyecan uyandıracak bir dalga ve hareket yönüyle asgari denilebilecek düzeyde bir çalışmanın yapıldığı bile söylenemez. Katıldığımız birçok etkinlikte bu sorular gelmekte ve bir ilginin, merakın ve beklentinin olduğu anlaşılmakta. Ancak bunun düzeyi 'birileri yapsın biz de destek verelim' tarzının dışına çıkabilmiş değil. Eğer ki halk hareketi ve örgütlenmesine hizmet edecek, onunla ilişik bir şeyden söz ediyorsak böyle olmamalı. Bu tartışmalar güncel meseleler ve talepler etrafında bir çalışma ile birlikte eylem ve örgütlenmelerini oluşturarak ilerlemeli. Darbeci ve çetelere karşı halkın müdahalesi ya da AKP'nin ekonomik saldırı ve zam uygulamalarına karşı çalışmalar gibi.
Bugüne kadar Kürt Özgürlük Hareketi'yle kendi örgütü arasına 'mesafe' koyarak 'Türk emekçilerinin' desteğini kazanma çizgisi herhangi bir başarı elde edemedi. Buradan hareketle Çatı Partisi'nde Kürt Özgürlük Hareketi ile ittifak kurmaya bugün de yanaşmayan 'sol çevreler' hakkında değerlendirmeniz nedir?
Kürt sorunu ve Kürt halkının talepleri sadece Kürtlerin sorunu değil, Türkiye'nin, Türk işçi ve emekçilerinin sorunudur. Eğer ki ülkemizin, en başta da emekçilerin demokratikleşme diye bir derdi varsa- ki öyledir, bunun öncelikli konusu Kürt sorunu ve bunun demokratik halkçı çözümüdür. Bunu adı özgürlükler temelinde eşit haklar ve barış anlayışıyla birlikte yaşamak, birlikte iktidar olmak, bunun Anayasal toplumsal zeminini hazırlamaktır. Bunun için öncelikle, Türk işçileri, emekçileri ve halk kesimleri arasında milliyetçi, şoven kışkırtmalara karşı önyargıları ortadan kaldıracak bir propaganda ve ajitasyonun sakınmaksızın örgütlenmesi gerekmektedir. Burada da görev öncelikle 'sol' güçlere düşmektedir.
Çatı Partisi'nin saflarında 'emekle sermaye', 'ezenle ezilen', 'çoğunluk ulus ve dinle, azınlıklar', 'doğayla insan', 'kadınla erkek' çelişkilerini çözecek güçlerin birlikte yer almasının yaratacağı sorunlar nasıl çözülecek?
Sorunsuz olmayacak elbette ama emekle sermaye gibi çatışan farklı sınıf ve güçlerin aynı safta olmasından söz etmiyoruz zaten. Adı üzerinde, nihai olarak hedefleri farklı olan kesimlerin bugün için birleşebilecekleri bir ortak programdan söz ediyoruz. Kim evet böyle olmalıdır diyorsa orada yer alabilir. Kartında ne yazdığı değil bu talepleri benimseyip benimsemediğidir sorun. Kimi şeylerin ise kadınla erkek gibi barındırdığı çelişkiler ise kısa vadenin değil uzun zamanların sorunudur ancak ortak bir cephede buluşmaya da engel değildir. Hani bir deyim var. Tarih toplumların önüne çözemeyeceği sorunu çıkartmaz türünden. O nedenle bizim bir arada olacağımız güçlerle şimdiden tahmin edemeyeceğimiz sorunları çözmenin de bir yolunu bulabileceğiz.
AB hedefini savunanlarla sosyalizm hedefini savunanlar aynı çatı altında birlikte nasıl yürüyecek?
AB hedefi gibi bir hedeften söz etmiyoruz elbette. Ancak sosyalistlerin, ufukları ya da siyasi çizgileri bununla malul güçleri sırf bu nedenle reddetmesi doğru olmayacaktır. Bu algılamaların pratik mücadele içinde değişimini sağlamak daha doğru olacaktır. Elbette bana da bunun dayatılmaması, çatı programımıza konulmaması gerekecektir. AB nedir ne değildir olmalı mı olmamalı mı bu hareketi oluşturan güçlerin zamanla görüp aşacağı bir şey olacaktır.
Demokratik Sünni çevrelerle demokratik Alevi çevreler hangi ortak temelde Çatı Partisi'nde birlikte yer alabilirler?
İnanç grupları arasında, egemen güçlerce kışkırtmalar olmadığı sürece herhangi bir problemin varlığından söz edemeyiz. Bu çalışmada gerçek temellerine oturtulmuş bir laiklik egemen olacaktır. Tam bir inanç özgürlüğü temelinde, kimsenin kimseye karışmadığı, devletin hiçbir şekilde müdahil olmadığı, ayırımcılık ve baskının kurumsal ve yasal koşullarının reddedildiği bir anlayış. Bu durumda, her inanç grubu için demokratik taleplerini elde etmek için biraraya gelmekten doğal ne olabilir ki.
Çatı Partisi, farklı iki sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik bölgeden oluşan Türkiye'de bu iki bölgenin özgünlüklerini izleyeceği programatik çizgiye nasıl yansıtacak?
Tam bir hak eşitliği anlayışıyla hareket edildiğinde, halkların eşit özgür birlikteliğinin kaçınılmaz gerekliliği bir kez benimsendiğinde bunun gerekleri de o ölçüde kavranacaktır. Bu tür konuların toplumsal bir meşruiyet ve sahiplenme kazanması için zamana, zamana olduğu kadar ortak çabaya gereksinim duymaktadır. Barış konferansı ve Türkiye Barış Meclisi'nin çalışmaları referans olabilir.
Ortak bir program mümkün ve gereklidir
Partinizin programatik amaçlarıyla, Çatı Partisi bileşenlerinin ortak programatik amaçları arasında nasıl bir ilişki kuracaksınız? Farklı programlara sahip muhtemel bileşenlerin arasındaki farklara rağmen ortak bir programda birleşmeyi nasıl sağlayacaksınız?
Şüphesiz her parti ve siyasi güç, politik bir iddia taşıyan çevreler bir toplumsal sınıfa dayanmakta, onun taleplerini savunmaktadır. Bu açıdan partimiz işçi sınıfı ve emekçilerin örgütü olarak sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmayı temel amaç edinmiştir. Partimiz; bunun gerektirdiği bir strateji ve taktik hatta ilerlemektedir. Partimizin, bağımsız demokratik halk iktidarına denk gelen asgari programı; emekçilerin ekonomik sosyal haklarının korunup geliştirilmesini ve örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını, siyasi özgürlüklerin kazanılmasını, Kürt sorununun demokratik halkçı, barışa dayalı çözümünü, inançlar üzerindeki baskı ve ayrımcılığın kaldırılmasını, gerçek laiklik gibi talepleri kapsamaktadır. Görüleceği gibi bütün bunlar halk güçlerinin üzerinde birleşebileceği en geniş platformun programı olabilecek niteliktedir.
Türkiye'nin gerçeklikleri açısından, emperyalist kapitalist sistemin saldırılarından, halkı bölücü ve kışkırtıcı politikalarından zarar gören, çıkarları örtüşen milyonlarca insan ve bunların temsil edildikleri çeşitli türden örgütlenmeler mevcuttur. Sosyalist, sol kimlikli partiler ve çevreler, Kürt özgürlük mücadelesinin demokratik güçleri, Alevi hareketinin örgütleri, kadın hareketi ve feminist çevreler, doğa ve kültür kirlenmesine, tarihin yağmalanmasına karşı çevreci örgüt ve oluşumlar, kentsel dönüşüm mağdurları, tarımın tasfiyesine ve toprağın tahribine karşı olan üreticiler ve köylüler, bilim insanları ve aydınlar, esnaflar ve küçük üreticiler vb, vb yani bağımlı, liberal ve anti-demokratik sermaye iktidarlarından ve programlarından mağdur olan tüm halk tabakalarının birlikteliğini temsil edecek ortak bir program mümkün ve de gereklidir.
Gündem Online
