DTP, EMEP, ÖDP, SDP'nin öncülük ettiği sol Çatı Partisi'ne ilişkin çalışmalar sürüyor. Çatı Partisi'yle, sol liberaller, demokrat müslümanlar, sol aydınlar, Kürt özgürlükçüleri ve sosyalistlerin bir arada toplanması hedefleniyor.
DTP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Sarıkaya, solda birlik ve dayanışmayı öngören projeyi başından beri savunduklarını belirterek, Türkiye'yi demokratikleştirecek bir ruh dalgasının AKP karşısında ciddi bir alternatif doğuracağını vurguladı. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek ise, bağımsız ve demokratik Türkiye'nin yolunu açacak bir güç birliğine ve örgütlemeye ihtiyaç olduğunu söyleyerek, 'Ancak böyle bir birlik, çatışmalara ve akan kana son verecek, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü sağlayacaktır' dedi.
Solda Çatı Partisi doğuyor
DTP, EMEP, ÖDP ve SDP'nin öncülük yaptığı sol Çatı Partisi çalışmaları hızlanarak sürüyor. Mayıs ayında partiyi kuracak öncü grubun oluşturulacağı, bu tarihten sonra da tüm bölgelerde halk toplantıları düzenleneceği belirtiliyor
DTP Siyasal Partiler ve Sivil Toplum Örgütü İlişkiler Komisyonu, bundan iki ay kadar önce sol, Kürt ve demokratik aktörleri aynı zeminde buluşturarak muhalefet boşluğunu doldurmak amacıyla 'solda Çatı Partisi' oluşturma girişimi başlattı. Sol Çatı Parti Taslağı oluşturulduktan sonra aralarında EMEP, ÖDP ve SDP gibi siyasi partilerin de bulunduğu demokratik kitle örgütleri, aydınlar, yazarlar, kanaat önderleriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirildi. Newroz çalışmaları dolayısıyla yavaşlayan çalışmalar, Newroz'dan sonra yeniden vites arttırdı. Son günlerde görüşme trafiğini giderek arttıran komisyon, mayıs ayında çatı parti girişim öncü grubunu oluşturmak için çaba sarf ediyor.
Sol Çatı Parti girişimine yönelik bilgi veren DTP Siyasal Partiler ve Sivil Toplum Örgütü İlişkiler Komisyonu üyesi Şamil Altan, sol ve demokratik alanda çatı parti oluşturma düşüncesinin muhalefet boşluğunu doldurmak, sol ve Kürt dinamikler arasındaki mesafeyi kapatmak, her iki dinamiği aynı zeminde bir araya getirerek sinerji yaratmak düşüncesinden doğduğunu belirterek, 'Kürt hareketi ile sol ve işçi hareketi bir araya gelmeden ne Kürt sorununun çözümü, ne de işçi ve emek dünyasının sorunlarının çözümü gündemleştirilebilir' diyor. Solda Çatı Partisi oluşturma çabalarının sürdüğünü, bu kapsamda 15 örgütle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Altan, görüştükleri kurum ve kuruluşların çabalarına olumlu baktıklarını, tamamının proje kapsamında yer alacaklarını söylediğini ifade ediyor. Altan, girişimin sadece sol örgütlerle sınırlı kalmayacağını, aydın ve diğer çevrelerin de projeye dahil edileceğini söylüyor.
Toplantılar yapılacak
Mayıs ayında çatı partisini kuracak bir girişimci öncü grup oluşturmak için çaba sarf ettiklerini, bu öncü grupta her çevreden temsiliyet ve etki gücü yüksek kişilerin yer alması için gayret gösterdiklerini anlatan Şamil Altan, öncü grubun oluşturulmasından sonra Çatı Partisi oluşturmaya yönelik Türkiye'nin tüm bölgelerinde yerel toplantılar düzenlemeyi düşündüklerini, bu toplantılarla birikmiş kitlesel potansiyeli ortaya çıkarmayı hedeflediklerini belirtiyor. Çalışmaları ucu açık bir şekilde götürdüklerini, net sonucun ancak ortak tartışmalardan sonra ortaya çıkacağını ifade eden Altan, programın ortak hazırlanacağını, girişimin kendisini kamuoyuna tanıtması için bir yayın organı da çıkarmayı planladıklarını kaydediyor.
Model tartışılarak bulunacak
Altan, sol ittifak çalışmalarının sıradan bir seçim ittifakı, konjonktürel bir birliktelik olmadığını vurguluyor. Altan, 'Konuya stratejik bir ittifak gözüyle bakıyoruz. Türkiye'deki demokratik muhalefet boşluğunu dolduracak, iktidara alternatif olacak siyasi iktidar oluşturabilir miyiz sorusunun cevabını arıyoruz' diyor ve devam ediyor: 'Teorik olarak evet. Ama henüz pratiğe geçirmiş değiliz. Son dönemde işçi hareketindeki kıpırdanma umut veriyor.' Altan, sol çatı partisi veya sol birlikteliğin nasıl ve hangi mekanizmalarla sağlanabileceği konusunda isi şunları söylüyor: 'Siyasi parti, siyasi gruplar, dergiler veya daha değişik çevreler kendilerini feshederek oluşuma girmeyecek. Tüm herkesin kendi özgün durumunu feshetmeden birlikte hareket edecekleri bir mekanizma arayışı içindeyiz. Dünya örnekleri var. Almanya sosyal demokrat parti modeli. İtalya'da zeytin dalı modeli. Bu deneyimlerinden de yararlanacağız. Ancak hangi modele ne şekilde karar vereceğimizi ortaklaşa tartışarak bulacağız.'
Ortak yol haritası çıkarılmalı
Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise, Türkiye'nin güçlü bir sol birlikteliğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, küçük bakallarla büyük süper marketlere karşı mücadele verilemeyeceğini, bunun için ortak bir yol haritasıyla sonuca gitmek gerektiğini söylüyor. 'Ancak' diyor Sakık, 'Bu birlik sadece seçimlerde gündeme gelmemeli. Özgürlüklerden yana olan herkes birliktelik içinde yer almalı ve hayatın her alanına yönelik bir demokratikleşme mücadelesi başlatılmalı.' Geçmişte bazı sol bileşenlerin küçük detaylara takılmasının birliktelik önünde ciddi sıkıntılar yarattığına dikkat çeken Sakık, oluşturulacak bir sol ittifakın DTP aracılığıyla parlamentoda da etkili olacağını, sol muhalefet boşluğunun ancak bu birliktelikle doldurulabileceğini vurguluyor.
Toplumun bakışı önemli
Siyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil ise, sol ittifak için ilke ve programda uzlaşılmasının çok önemli bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Ergil, önemli olanın o ilke ve programı toplumun benimseyip benimsememesi olduğunu söylüyor. Toplum tarafından kabul görmeyen veya benimsenmeyen ilke ve programların siyasi sonuç yaratamadığına dikkat çeken Ergil, sol ittifak çalışması yürütülürken dar hareket etmek yerine daha geniş ufuklu hareket etmek gerektiğine dikkati çekiyor. Ergil, 'Bir atletin en fazla kaldırdığı kilo 75 ise, o atletin 150 kilo kaldırması mümkün müdür diye bakmak gerekir. Tabii kaldırabiliyorsa çok iyi olur' diyor.
Büyük düşünmeliyiz
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek: Klasik anlamda sol bir partiye ihtiyaç yoktur. Bu anlamda kendini ifade eden çok sayıda parti zaten var. İhtiyaç duyulan, Türkiye'nin temel sorunları etrafında sağlanacak emek, barış, demokrasi güçlerinin birliği üzerinden sağlanan güçbirliğidir. Bağımsız ve demokratik Türkiye'nin yolunu açacak güçlerin birliğini sağlayacak bir örgütlenmeye ihtiyacımız var. Ancak böyle bir birlik, çatışmalara ve akan kana son verecek, Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümünü sağlayacaktır. Dini bir sömürü ve suiistimal alanı olmaktan çıkaracak, her inancın eşit ve özgür olacağı koşulları yaratacaktır. IMF ve Dünya Bankası güdümlü ekonomik politikalardan, halk için ekonomiye geçişin önünü açacak çalışmaları örgütleyebilecek, halk nezdinde geniş bir çekim merkezi olabilecektir. Özetle, emeğin hakkını, barışı ve demokrasiyi hedef olarak önüne koyan, birleştirici bir cephe için, sol parti tanımı doğru olmayacaktır. Birçok partinin, onların yalan yanlış politikalarına kanmış bulunan milyonlarca işçi ve emekçiyi onlardan koparacak, yeni bir çekim merkezine, bir platforma, birliğe, harekete, ya da halk cephesine ihtiyacımız vardır.
Daha önce, partimizin de içinde yer aldığı güç birlikleri, ittifaklar oldu. Bunlar önemli çabalardı. Bir kültür yarattı, bugün tartıştığımız zemini oluşturdu. Sözünü ettiğimiz cepheyi yaratmanın mümkün olduğunu gösterdi. Ama bunu tekrarlamakla bir yere varamayız. Buraya takılmaktan, bir araya gelmiş olanları yeniden bir araya getirecek kolaycı bir yoldan ziyade, kapsamlı ve büyük bir harekete dair düşünmek ve bunu yaratmak için ne yapmamız gerektiğini tartışmalı, bunun çabası içinde olmalıyız.
Seçimlerle, seçimi kotarmakla sınırlı olmayan, günlük yaşam içinde işçi ve emekçilere güven veren bir mücadele ağı örmek gerekiyor. Yeni anayasa, yerel yönetimler, emeğin hakkı, barış ve demokrasi kapsamlı örgütlenmeyi günlük yaşam içinde örebiliriz. Newroz'u, SSGSS'yi gözönünde bulundurmalıyız. 1 Mayıs'ta buna uygun bir gelişme sağlamalıyız. Hükümetin saldırıları karşısında biriken öfkeyi doğru yola yönlendirecek, güven yaratacak, aşağıdan geliştirilen demokratik bir hareketi birleştirip ilerletecek, Kürt halkının demokratik talepleriyle, işçi ve emekçilerin ekonomik, sosyal ve siyasal taleplerini birleştirecek, her inançtan emekçilerin demokratik taleplerini sahiplenen bir tutumla hareket etmek gerekiyor. Aşağıdan yükselecek bir harekete bağlanmadığımız sürece, partilerin bir araya gelerek kuracakları çatı partisi ya da 'sol parti' çözüm olmayacaktır.
Merkezinde aydınların, sendikacıların, meslek ve kitle örgütleri yöneticilerinin bir başka anlatımla ilerici, demokrasi güçlerinin bulunduğu, siyasi partilerin güç ve imkanlarını böyle bir birlik için seferber ettikleri bir çalışmayla oluşacak çatı partisi amaca en uygun olacaktır.
Proje sadece solla sınırlı değil
DTP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Sarıkaya: Mevcut siyasal ortamda ciddi bir sol boşluk sözkonusu. Diğer taraftan toplumun da beklentisi demokratikleşme yönündedir. Ükeyi demokratikleştirecek bir ruh dalgası AKP karşısında ciddi bir alternatif doğuracaktır. Zira AKP demokratikleşme ve sorunların demokratik yollarla çözümünde sınıfta kalmıştır. AKP'ye umut bağlayan liberal, demokrat çevreler AKP'nin gerçek yüzü ortaya çıktığı için bugün arayış içindedir. Diğer taraftan CHP ve diğer partilerin hali de ortadadır. Türkiye'nin bir yığın sorunu var. Maalesef mevcut siyaset tarzıyla bu sorunların çözülmesi mümkün görülmemektedir. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi ile herkesin çıkarları demokratikleşmededir. Bu umudu doğuracak ciddi bir programa ihtiyaç vardır. Toplumun beklentileri de bu yöndedir. Doğru bir politik önerme getiren, halkın sorunlarına çözüm umudu veren bir oluşum çok güçlü bir toplumsal güç olur değerlendirmesi içindeyiz. Bu sebeplerden dolayı solda birlik ve dayanışma öngören projeyi başından beri destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz. Bu kapsamda somut açılım ve adımlarımız da oldu. Yakın zamanda daha açık, doyurucu açıklamalar yapabileceğiz. Öncelikle bu işin öncülüğünü yapacak öncü birim ortaya çıkacak. Bu birim deklara edildikten sonra onlarca il ve ilçe merkezlerinde yoğun katılımlı toplantılarla projeyi tanıtıp halktan görüş öneriler alacağız. Sol çatı girişimimiz sadece solla sınırlı olmayacak. Biz asgari müşterekin Türkiye'nin ve cumhuriyetin demokratikleşmesi olduğunu düşünüyoruz. Bu eksende yaklaşan birey, güç ve çevrelere kapının açık olması gerektiğini düşünüyoruz.
CENGİZ KAPMAZ
Bu yazı 14 - 20 Nisan 2008 tarihli Yeni Bakış gazetesinde yayınlanmıştır.

