Ölçülülük Bilinci



“... kişi kendi gerçeğini görme cesareti gösterebilmelidir.” – LENİN

TDH’nin “dava adamı” yetiştirme gücü zayıftır. Bunun birinci nedeni mücadele sürecinin darbelerle kırılması ise ikincisi de amatör mücadele anlayışının yarattığı ölçüsüz kimliktir.

TDH’nin son 30 yılına damgasını vuran siyasal kültür ve devrimci kişilik 68, 72 çıkışlarında şekillenmiştir. Bu kimlik o dönemde hâkim olan “parlamentarist ölçülülüğü” devrimci bir “ölçüsüzlükle” reddedilmiştir. Parlak ve tereddütsüz feda ile tanımlanabilecek kahramanlıklar, TDH’nin siyasal kültürünün temel taşlarını koymuştur. Ne var ki, önceleri mücadele açısından ileri değerler ifade eden ve kitleleri etrafında toplayabilen bu kimlik, 72’lerden sonra yenilenemedi ve küçük burjuva devrimciliğinin elinde abartılarak boğuldu. Parlak çıkış meraklısı küçük burjuvazi bu ileri kimliği hoyratça tüketerek sonraki süreçlerde geliştirici olamayan biçimlere dönüştürdü. 76-77’lerde tıkanan ve yeni süreçlerin özelliklerini kapsamayan bu kimlik, 78’lerde ilkinin traji komik tekrarı olan “parlak çıkış”a yöneldi. Fakat hiçbir zaman aynı etkiyi yaratamadı. 68-72’nin yarattığı kahramanlık kültür ve kendinden menkul ölçüleri olan kimliği, kendini biricik zanneden küçük burjuvazinin siyaset sahnesinde kendine yakıştırmaktan çekinmediği ve ölçüsüzce tükettiği bir değer oldu.

Yenilenemeyen ve abartılarak tüketilen öncü kimlik, ölçüsüzce abartılan her şey gibi tersine dönüşmekten kurtulamadı. Eylül öncesinin “halkı kurtaracak” küçük burjuva kahramanları Eylül sonrasının kendisini kurtaran bireyciklerine dönüştü. Eskinin en yaygın “öncü” örgütleri ÖDP’de öncülüğün inkârının savunucuları oldular. Dolayısıyla 68-70’lerde kitleleri ateşleyen ruh hali, 78’lerde yenilemediği için güdükleşmiş, 80 sonrasında ise küçük burjuva yaklaşımla tersine dönmüş ve dönemsel siyasal kültür ve onun yarattığı kimlik son noktasına ulaşmıştır. Amatör dönemin devrimci kimliği önce kahramanca, ardından tekrar edildiği ve yenilenemediği için traji-komik bir tarzda ve nihayetinde liberalleşen kesim tarafından karikatür düzeyinde, nostaljik düzeyde yaşanmaktadır. Bugün 68–72 kimliğine sahip çıkmak ve doğru geliştirmek, onu “bir heves bir nefes” ölçüsüz çıkışlarla değil; gücünü, ölçüsünü bilen ve süreklilik arzeden profesyonel bir kimlikle yenileyebilmekle mümkündür.

TDH’nin son otuz yıllık döneminin, bizim kendiliğindenci, amatör dönem dediğimiz sürecin yarattığı siyasal kültür, güçlü çıkış fakat zayıf sebatkârlık, darbe vuran fakat süreklileştiremeyen, yürek çatlatıcı ama kalıcılaşamayan “çağrı olma” özelliği 77’lerden itibaren “yapıcı olma” biçiminde yenilenmeliydi. Yenilenemediği için artık sınırlayıcıdır, engelleyicidir. Ancak yeni sempatizanlarda hoş görebileceğimiz ölçüsüzlük, abartıcılık, az emekle çok sonuç alma isteği amatör ruh halidir, yerini mutlaka profesyonel ölçülülüğe bırakmalıdır.

Siyaset bir bilimdir. Bilimde ölçme ne anlama gelirse siyasette de kendi gerçeğini görme, gücünü doğru değerlendirme aynı anlama gelir. Güç dengelerini doğru görmekten çekinenleri siyaset dışına püskürtebilir, ama bu dengeleri değiştirmenin başlangıcı olduğu kesindir.

Reformizmin moral zemini, bu gerçeği görmeleri ve teslimiyete sapmalarıdır. Bizim moral zeminimiz ise süreklileşen profesyonel bir savaşı seçmektir. Bizi ruh halinde ve pratikte yani siyasi kültürde onlardan ayıran budur.

Bugünün siyasetinde ölçüsüzlük sürekliliğin en büyük düşmanıdır.

Dava adamlığı yerine, siyasete dokunmayıp geçen, mücadeleye bir şeyler katmaktan öte, ondan bir şeyler kapıp, düzene pazarlayan sahte kahramanlar olmaya yatkınlık fazladır. Ölçüsüzlük, siyasal örgüt düzeyinde de söz konusudur. Kendi gücünü olduğundan çok ötelerde gösteren dolayısıyla savaş kurallarının gerekliliklerine uyamayan “imaj çağı örgütleri” ortaya çıkmaktadır.

Savaş, insanı da, örgütü de kendi gerçeğine indirir. Kendi gerçeğini görmek ve savaşa bu noktadan başlamak sonuç alabilmenin esasıdır.

Savaş, 65–80 dönemindekinden çok ötelere tırmanmıştır. Amatör dönemin ruh hali, siyasal kültürü, bugünün savaşımını karşılamaya yetmez. Potansiyel öfkenin, sınıf kininin ölçüye kavuştuğu, değiştirme gücü kazanabildiği yer partidir. Parti bu anlamıyla bir ölçü tutturma yeridir. Bu zemine eylemde de, kişilerin kendini koymasında da ölçüsüz yaklaşılamaz, ancak amatör ruh hali ve parti zemininde kendi yapabilirliğine doğru kayan, kendi gerçeğini görme cesareti gösteren bir yaklaşım geliştirilmezse ortaya klasik olan amatör kırıklıklar çıkar. Kararlılık ve istikrar kendi gerçeğimizi görme ve o seviyede savaşı ilan edebilme gücümüzden doğar, geri kalan kişinin kendini ve başkasını aldatmasıdır.

En güçlü vuruşlar kurallı bir doğru görme ve hazırlanmanın ürünüdür. Devrimci savaş, insanlardan sadece parlak dönemlerin değil, birikim dönemlerinin de devrimcisi olmayı, dava adamı olmayı emrediyor.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı, bu tarzın en mükemmel örneği ve önderidir.