Anayasa Mahkemesi önceki gün AKP’nin kapatılmasını içeren iddianameyi kabul etti. Mahkemenin oy birliğiyle almış olduğu kararla birlikte Türkiye de etkileri sarsıcı olacak yeni bir döneme girdi.
Oysa son günlerde mahkemenin iddianameyi geri göndereceğine dair beklentiler hayli yükselmişti. Fakat mahkeme kararı oy birliğiyle kabul etti ve AKP’nin tasfiyesi sürecinde yeni bir aşamaya geçildi.
AKP’yle birlikte Başbakan Erdoğan’ın da siyasi hayatı bitti diyebiliriz.
Bir mucize yaşanmaz ise AKP ve Erdoğan önümüzdeki 6 ay, bilemediniz en geç bir yıl içinde tarihe karışacak. Kaldı ki mahkeme bu işi fazla uzatmak niyetinde değil ancak, Türkiye’nin yeterli zamanı olmasa da prosedür gereği süreç en erken 6 ay için de tamamlanacak.
Çalkantılı geçecek sürecin sonunda da AKP kapatılacak, Başbakan Erdoğan’a siyasi yasak konulacak ve kuşatmaya alınacak olan Cumhurbaşkanı Gül de istifaya zorlanacak.
Türkiye’nin iç siyasi tablosuna bakınca böyle olacağı anlaşılıyor.
AKP ise ‚direnmeye‘ çalışıyor. Hükümet kapatma davasını düşürmek amacıyla anayasa değişikliğe gidiyor. Başbakan Erdoğan kendisini kurtamaya çalışıyor ancak attığı adımlar işe yarayacağa benzemiyor. Erdoğan sonuç alacak gibi görünmüyor çünkü, son söz yine Anayasa Mahkemesi’ne kalıyor! Herşey orada bitiyor.
Tabii, Erdoğan da bunu biliyor. O sadece ‚görüntüyü‘ kurtarmaya çalışıyor. Türkiye’nin başbakanı asıl yapılması gerekeni yapmıyor. Köklü bir değişim ve demokratikleşmeye yönelmiyor. Onun yerine kendi siyasi geleceğini kurtarmanın arayışına giriyor ve uzlaşma arıyor.
Ne var ki pek şansı da bulunmuyor. Erdoğan’ın üstü çizilmiş görünüyor.
Türkiye’nin birçok kanaat önderi; aydını, siyasetçisi, yazar ve çizeri AKP‘nin kapatılması davasını Ergenekon soruşturmasıyla ilişkilendiriyor. Bunlara göre derin devlet kapatma davasıyla çete soruşturmasının önünü kesmek, hükümete geri adım attırmak istiyor.
Ancak olaylara çıplak gözle bakıldığında bile böyle olmadığı anlaşılıyor. Evet, derin devlet AKP’nin ipini çekiyor, Erdoğan’ı ve partisini tasfiye ediyor ama bunu Ergenekon soruşturması nedeniyle yapmıyor. Aksine AKP soruşturmayı pazarlık konusu haline getiriyor. Erdoğan Ergenekon soruşturması üzerinde uzlaşma arıyor ancak ciddiye de alınmıyor.
Çünkü Ergenekon soruşturmasının devletle; devletin derinliğiyle ciddi bir ilgisi ve ilişkisi bulunmuyor. Ergenekon’un karargahı Özel Harp Dairesi yerli yerinde duruyor! Türkiye halklarına karşı insanlık karşıtı suçlar işleyen ve işleten generaller görevlerine devam ediyor.
Yargılanan ve gözaltına alınanlar ise mafyaya bulaşmış, Ergenekon’un bir dönem kullandığı tetikçileri ve ayakçılarıdır. Ergenekon soruşturması görevde olan askerleri ve sivil bürokratları kapsamıyor. Bunları kapsayacağına dair bir emare de görünmüyor. Soruşturmanın sınırlarının Genelkurmay tarafından çizildiği, onun verdiği izin çercevesinde hareket edildiği de belli oluyor. Orduya asla dokunulmayacağı, soruşturmanın üç-beş zanlıyla sonuçlandırılacağı gözleniyor.
Demek istediğim bu soruşturmayla Ergenekon‘un tasfiyesi falan amaçlamıyor. Hükümetin böyle bir niyeti de bulunmuyor. AKP kendisine karşı darbe hazırlayan generallerin bile üzerine gidemiyor. Geçen yazımda da belirttiğim gibi Ergenekon soruşturmasıyla devlet kendisine bir çeki düzen veriyor. Türkiye bu soruşturmayla karanlık örgütünü reorganize ediyor.
Dolayısıyla bunun AKP’nin kapatılması davasıyla herhangi bir ilgisi bulunmuyor. Aksine AKP’nin kapatılması Türkiye’de köklü değişimlerin olacağı anlamına geliyor. AKP’nin kapatılması‚ ılımlı İslam istikametindeki Türkiye’nin önünün kesileceğini, ülkede yeni iç siyasi dengelerin kurulacağını ve sistemin yeniden yapılandırılacağını gösteriyor.
Bu konuda Amerika’nın mutabakatının alındığı da anlaşılıyor. Türkiye aslında Amerika’nın denetimde yeni bir sürece giriyor. Daha doğrusu Kürt ve Kürdistan konusunda uzun süredir itiraz ettiği Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) geri dönüyor.
Kapatma davasıyla birlikte Türkiye’nin içe kapanacağı, ülkenin Batı yörüngesinden çıkacağı tespitleri de gerçeği yansıtmıyor. Aksine sürecin Türkiye’yi Batı dünyasıyla olan sorunlarını çözmeye zorlayacağını ve Batı’ya daha da yakınlaştıracağını düşünüyorum.
Gerçi kendini ‚ulusalcı‘ olarak adlandıran ekibin içe kapanma ve içeride ‚etnik temizlik‘ yapma gibi bir amacı var ancak buna izin verilmeyeceğe benziyor. Bu ekibe Türkiye’nin bölünmesine karar verilmesi halinde göz yumulacaktır. Ancak Amerika ve Avrupa, Türkiye’nin bölünmesi şurda kalsın korunmasından yana tutum alıyor. Yaşanan olaylar da bize AKP’nin tasfiyesiyle birlikte anti-Amerikancı güçlerin de sınırlandırılacağını gösteriyor.
Amerika ile Türk ordusu arasında yeni bir uzlaşma yaşandığı belli oluyor. Çok değil, geçen sene neredeyse Amerika’ya savaş açacak hale gelen ordu yeniden Amerika’nın ipine sarılmış bulunuyor! Türkiye BOP doğrultusunda yeniden yapılandırılıyor. Bu ülke kuruluş amacındaki asli görevine geri dönüyor.. Ordu kendi egemenliğini sağlama alıyor, Türkiye de Batı’nın bekçisi ve çöpsüsü rolünü yeniden üstleniyor.
Ol hikaye bundan ibarettir…
www.aktuelbakis.com
