Ayna: Cumhuriyet kimliğini Kürtlere borçlu



DTP'nin 2. Olağan Kongresi'nde konuşan DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, AKP'nin Kürtlere dönük eylem planı ile Ergenekon gladiosunu yaşatacağının işaretini verdiğini belirterek, 'Ergenekon çetesi ile mücadeleyi, derin devletle mücadele anlamında yorumlamamızı isterken, bu halkın hassasiyetini bile bile Sayın Abdullah Öcalan'ın saçlarını zorla kazımak hükümetin çözümde değil çözümsüzlükte ısrarının göstergesidir. Kürtlerle oynamayın, Kürtleri ciddiye alın, yaptıklarınız Türkiye'ye kaybettirmekten başka bir şey değildir. Bunu bilin' dedi.

Atatürk Spor Salonu'nda başlayan DTP'nin 2. Olağan Kongresi'nde konuşan DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, kürsüye 'Sayın Öcalan' sloganları eşliğinde çıktı. Ayna konuşmasına 'Onurlu ve dik duruşuyla, yoğun emeği ve ödediği bedellerle demokrasi ve özgürlük mücadelemizi bugüne taşıyan halkımızın karşısına çıktık' diyerek başladı. DTP eski Eşbaşkanı Nurettin Demirtaş ile birlikte eş başkan seçildiği süreci anımsatan Ayna, Eşbaşkan Demirtaş'ın seçildikten sonra yoğun bir baskı ile karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, 'Haksız yere suçlandı ve tutuklandı; hemen akabinde de zorla askere götürüldü. Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti onun eşbaşkanlığını içine sindiremese de, biz Nurettin Demirtaş arkadaşımızın bizim başkanımız olmasından büyük gurur duyduk, fiziksel olarak olmasa da ruhen ve zihinsel olarak hep birlikteydik. Onun her zaman başkanımız olarak kalacağının bilinmesini istiyoruz' dedi.

'Genelkurmaydan başlanmalı'

Türkiye'nin, tarihinde ilk kez doğru argümanlarla, ancak yanlış zeminde ve yanlış olası sonuçlar üzerinden, yeniden yapılanmayı tartıştığını ifade eden Ayna, 'Türkiye, Cumhuriyeti'nin demokratikleşmesi adına yeniden yapılanmayı hedefleyecekse, elbette buna başlayacağı nokta silahlı kuvvetler yani bilinen adıyla Genelkurmay ve onun darbeci geleneği olmalıdır. AKP'nin bugün bu davaya yaklaşım tarzı siyasi anlamda biçtiği tek misyon, planlanan darbenin kendisine karşı yapılmak üzere planlandığı üzerinedir. Ergenekon nedir? Türkiye'de de bu tarz örgütlenmeler İttihatçılar eliyle gerçekleştirildi. 1990'lardan sonra İtalya'dan başlayarak tüm NATO ülkelerinde yargılamalar başladı ve bu tip örgütlenmeler ortadan kaldırıldı. Türkiye hariç' diye konuştu.

'AKP Ergenekon'u yaşatacak'

Çoğulcu bir ülkede Türk tekçiliğini esas alan bu derin devlet örgütlenmesinin özellikle 1980 askeri darbesi ile Kürtlere karşı Ergenekon gladiosuna dönüştüğünü vurgulayan Ayna, 'Ergenekon gladiosu tarafından yapılan, çok iyi bildiğiniz, bilmenin de ötesinde içinde yaşadığınız, işkenceleri, köy yakmaları, isim isim faili meçhulleri saymayacağım. Bizlere bunları yaşatan Ergenekon çetesinin yargılandığı söyleniyor. Peki, kurucuları söyleniyor mu, hayır; 60, 70 ve 80 darbesini yapanlar bu davaya ortak ediliyor mu, hayır. 80'li yılların özellikle Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananların sorumluları bu davaya dahil ediliyor mu, hayır; Diyarbakır Cezaevi'nin canisi-celladı Binbaşı Esat Oktay gıyabında dahi olsa yargılanacak mı, hayır. Ergenekon çetesini çökertiyorum diyeceksin; Kürtlerin linç edilmesine sessiz kalacaksın. Daha birkaç gün önce, Genelkurmay'ın Kürtlere dönük eylem planı, hemen arkasından da AKP'nin Kürtlere dönük eylem planı ortaya çıktı. İlginçtir, iki eylem planında da, Kürtlere karşı yapılacak uygulamalarda Ergenekon gladiosunun yaşatılacağının işaretini vermiyor muydu? Köylere baskı uygulamak, eylem yapıp PKK'nin üzerine atmak, bombalar atarak halkı korkutmak, metropollerdeki Kürtlere baskı uygulamak gibi. Bunları uygulamak Ergenekon'u uygulamaktır' şeklinde konuştu.

'Kendi Ergenekon'unu yaratacak'

AKP Hükümeti'nin Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözme iradesinin olmadığına dikkat çeken Ayna, 'Onun da ötesinde AKP Hükümeti'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hâlâ 'Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür' zihniyetiyle hareket etmekte ve her zeminde bunu açıkça beyan etmektedir. Ergenekon Kürt sorununun çözümsüzlüğünden besleniyor. AKP Hükümeti, Ergenekon çetesinin Kürtlere karşı yaptığı hukuksuz uygulamalardan rahatsız değildir. Onun bütün rahatsızlığı partisi hakkındaki kapatma davasından ve tek başına, devleti oluşturan tüm mekanizmalarda iktidarı ele geçirmesi önünde engel olmaktan Ergenekon'u sorumlu görmesidir. Bu Ergenekon'u belki tasfiye edecektir. Ancak uyguluyor olduğu ve uygulayacağının ortaya çıktığı eylem planlarından da anlaşılacağı gibi Kürtlerin inkar, imha ve asimilasyonu için o da Ergenekon benzeri suç örgütlerine ihtiyaç duyacak ve kendi Ergenekon'unu yaratacaktır' dedi.

'Kürt sorunu kimlik sorunudur'

Kürt sorununun bir kimlik sorunu olduğunu altını çizen Ayna, 'Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna da kanlarını dökerek dahil oldular ve Türkiye'yi vatanları kıldılar. Bu ölümüne kardeş bilmenin, vatan bilmenin karşılığı yok sayılmak olmamalıydı. Kürtler, 1921 Anayasası ile birlikte kendilerine tanınan kimlik hakkı, siyasi ve kültürel haklar ve verilmesi tartışılan otonomi yani yerelde yönetim hakkı nedeni ile, Lozan ile ellerine geçen kendi kaderini tayin etme, bağımsızlığını ilan etme hakkından vazgeçmişlerdi. Bu durum bile Türklerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürtlere karşı her zaman minnet duymaları için yeterli nedendir. Türkiye Cumhuriyeti Kürtlere kimliğini borçludur. Bu borcu ödemenin zamanı gelmiştir. Dürüst olmanın, vicdanlı olmanın her şeyden önce insan olmanın gereği budur' diye kaydetti.

Kürtlerin bugüne kadar 28 kez hak ve özgürlük arayışları için demokratik siyaset dışında silahlı yönteme başvurduklarını anımsatan Ayna, 20. yüzyılda özellikle Kürtlere karşı yapılan 1980 askeri darbesi ile birlikte Kürtlerin bir kez daha demokratik siyaset dışına itildiğini, bu nedenle yok sayılan hak ve özgürlükleri için farklı arayışlara gitmek zorunda kaldıklarını söyledi.

'Kürtler onurlu barış istiyor'

'Eğer silah hak arama yöntemi olmamalı diyorsak; öncelikle silahı hak arama yöntemi olmaktan çıkarmak gerekir' diyen Ayna, demokratik siyasetin önü açılmadıkça, insanları farklı arayışlara itileceğinin unutulmaması gerektiğini söyledi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'a 'Sayın' dendiği için verilen cezalara dikkat çeken Ayna, 'Yasaklarla, susturmayla, baskıyla, en ufak bir 'Sayın' kelimesini bile tutuklama nedeni sayarak mı hak arayışı için demokratik siyasetin önünü açacağız? Barıştan söz edelim örneğin. Kardeşlikten, birliktelikten. Barış, kardeşlik, birliktelik nasıl olacak? Örneğin AKP'de silahlar sussun, barış olsun diyor, CHP'de, MHP'de. E biz de aynısını söylüyoruz. O zaman sorun nedir? İşte düğüm burada. Kürtler neden sadece barış demiyor da, onurlu barış diyor? Çünkü diğerlerinin barıştan kastı, teslimiyet ve hak ve özgürlük taleplerinden vazgeçilmesidir. Bunun adı Kürtleri onursuzlaştırmak, iradelerini kırmaktır. Evet biz de barış diyoruz, onurlu bir barış. İşte barış budur. Birlikte yaşamak; eşit ve özgür birlikte yaşamı kurmak, sahip olduğumuz hakların ötekilerinde hakkı olduğunun ayırtına artık varmak. Karşındakinin onurunu kırmadan, ona üstünlük taslamadan barışı yakalamak' diye konuştu.

Türkiye'de yaşananın demokrasi sorunu olduğunun altını çizen Ayna, Kürt orijinli gazetelerin kapatılması, tüm dünya ülkelerinde kullanılan w, x, q harflerinin yasaklanması, insanların sokaklarda taleplerini dile getirdikleri için işkence görmeleri ve tutuklanmalar ile bir ülkenin demokratik olamayacağına değindi.

'Kürtlerle oynamayın'

AKP Hükümeti'nin savaş tezkeresi, operasyon tezkeresini Meclis'ten geçirdiğine işaret eden Ayna, 'Her bir operasyonda kullanılan bombaların; uçak, tank, kamyon, diğer araçların kullandığı mazotun; mayının maliyetini düşünün ve o maliyetle Türkiye'de yaşanan kaç sosyal yaranın sarılabileceğini düşünün. Savaşlar artık bitmeli. Ergenekon çetesi ile mücadeleyi derin devletle mücadele anlamında yorumlamamızı isterken; bir demokrasi hamlesi olarak görmemizi ve darbecilerin tasfiye edilmesi olarak değerlendirmemizi beklerken; bu çetenin yapacağı söylenen o kadar provokatif eylemler açığa çıkarken aynı dönemde, bu çeteyle sadece kendiniz için mücadele ettiğinizi ispatlar gibi bu halkın bütün hassasiyetini bile bile Sayın Abdullah Öcalan'ın saçlarını zorla kazımak hükümetin çözümde değil çözümsüzlükte ısrarının göstergesidir. Kürtlerle oynamayın, Kürtleri ciddiye alın, yaptıklarınız Türkiye'ye kaybettirmekten başka bir şey değildir. Bunu bilin' dedi.

'Demokratik özerlik projesi hayata geçirilmelidir'

Kürt sorununun çözümü konusunda Anayasal değişiklik yapılarak demokratik özerkliği öneren Ayna, bunun yapılması halinde Kürtlerin farklı arayışlar içerisine girme gerekçelerinin ortadan kalkacağını söyledi. 'Kürt sorununu tartışırken PKK yokmuş gibi, gerilla yokmuş gibi yaklaşmak gerçekçi olmayacaktır' diyen Ayna, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Hele hele onlara ya teslim olun ya da ölün demek; silahlar susmasın demekle aynı anlamdadır. Korkaklar çözemezler. Bu nedenle de toplumsal bir af projesi geliştirerek gerillaların sosyal ve siyasal yaşama dahil edilmelerinin psikolojik ortamını yaratmalıyız. Demokratik özerlik projesi hayata geçirilmelidir. Kürtler tek hücreli bir canlı organizma değildir. Böyle ele alarak Kürtlerin projesi değil bu Kürtlerin hepsi aynı şeyi istemiyor demek en temel faşizan yaklaşımdır. Kürtlerin içinde bağımsızlık diyen de olacaktır, federasyon diyen de, benim kimlik sorunum yok ben halimden memnunum diyen de. Bu proje; DTP'nin Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerinin karşılanması için mevcut koşullarda en uygun ve demokratik gördüğü projesidir. Türkiye'de eşit ve özgür birliktelikten yana isek bunun nasıl olacağını da söylemek zorundayız. Demokratik Özerklik Projesi Türkiye'deki halkların eşit ve özgür birliği projesidir.'

'Koruculuğu bıkarın' çağrısı

Kürtlerin bir daha böylesi uygulamalarla karşı karşıya kalmamak için kendi iç örgütlenme modellerini geliştirmesi gerektiğini de ifade eden Ayna, 'Bu nedenle de Kürt aydınları, kurumları bir araya gelerek eşit söz hakkına sahip olunacak demokratik konfederal bir örgütlenme modeli ile Kürtlerin ortak çıkarları ve Kürtlerin herhangi bir coğrafyada karşı karşıya kaldıkları en ufak bir sorun ile ilgilenecek ve çözebilecek bir iradeyi açığa çıkarmalıdır. Böylesi bir birlik Kürtlerin tarih sahnesinden silinmesine engel olur. Böyle bir birlik çağrısı yaparken aynı zamanda kendi halkına, kendi kimliğine ihanet içerisinde olan koruculara da buradan bir çağrımız var koruculuğu bırakın ve kabul etmeyin. Yarın öbür gün çocuklarınızın, torunlarınızın temiz bir tarihi olsun. İhanetçilerin torunları denerek anılmasınlar. Korucu Kürtlerde koruculuğu kabul etmeyerek boşa çıkarmalıdır.

'Çatı hareketini önemsiyoruz'

Çatı Partisi çalışmalarına da değinen Ayna, 'Türkiye'de bir demokrasi hamlesi haline gelecek olan Çatı Partisi Hareketi. Türkiye Cumhuriyetinin Demokratikleştirilmesi Hareketi olacak bu çalışma bu kongremizden sonra en temel çalışmalarımızdan biri olacak. Çatı hareketini önemsiyoruz. Yukarıda saydığımız çözümlerin hepsi Türkiye'nin birliği içerisindeki çözümlerdir. Bugün mevcut anayasanın yanlış olduğunu savunan, Türkiye'nin özgür bir ülke olmadığında hem fikir olan, çoğulculuğun en temel demokrasi sorunu olduğunu bilen ve eşit ve özgür bir Türkiye'de birlikte yaşamı esas alan tüm çevreler Türkiye Cumhuriyetinin Demokratikleşmesi hareketi olan Çatı partisinde bir araya gelmelidir. Demokratik Cumhuriyet, Demokratik Özerklik ve Demokratik Konfederalizm; birbirini besleyen ve özgürleştiren demokrasi adımlarıdır' diye konuştu.

'Belediyeleri halka teslim edeceğiz'

Seçimlere de değinen Ayna, '22 Temmuzda hepiniz biliyorsunuz ki, tüm basın özellikle Kürt illerinde DTP'nin bittiğini artık halkın DTP'yi istemediğini artık yönünü başka siyasi partilere döndüğünü yazıp çizdiler. Burada yürüttükleri tabii ki psikolojik savaştı. Ama bu oy oranımızda ki düşüşü fark etmediğimiz anlamına gelmiyor. 22 Temmuzdan bugüne tam bir yıl geçti; bu bir yılda şunu açık yüreklilikle belirtebiliriz ki, oy oranımızı şimdiye kadar ki ortalama oranın üzerine çıkarabildik. Bu bile bu süre zarfında basının ve sözde aydın kamuoyu ve köşe yazarlarının iddialarının aksine doğru bir politika izlediğimizi ve bu politik duruşun bizleri daha iyi yürür noktaya getirdiğini söylemek abartı olmaz. Belediyelerimizin olduğu yerlerden hiçbir korkumuz yoktur. Çünkü halkımıza güveniyoruz. Biz belediyesi elimizde olmayan illerde çalışacağız. Belediyelerimizin olduğu yerleri sahiplerine yani oranın halkına teslim edeceğiz. Biz bir halk hareketiyiz, halkımıza sonuna kadar güveniyoruz. Bugün ki bu telaşlarının, bu saldırganlıklarının nedeni buradan geliyor. Genel seçimlerde bizleri küçülttükleri, yerel seçimlerde de bitirecekleri üzerinden hesapları vardı; ancak tüm hesapları boşa çıktı' dedi.

'Halk iradesi açığa çıkacak'

Halk hareketi olduklarının altını çizen Ayna, 'Mücadelecinin eskisi yenisi olmaz. Mücadeleye sadece yönetimlere girmek olarak bakılamaz. Bu nedenle de küskün olmak kavramını da reddediyoruz. Hiçbir arkadaşımızın böyle bir nedene dayanarak gidip oturacağını da düşünmüyoruz. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Bundan sonra bir grup elitin bir araya gelerek kararlar verdiği bir mekanizmaya izin vermeyeceğiz. Delegelerimiz ve üyelerimizle düzenli aralıklarla toplantılar yapacak, politikaları tartışacak onların önümüze koyduğu görevlerin yürütücülüğünü esas alacağız. Demokratik Toplum Hareketinin felsefesine uygun çalışmayı ancak o zaman harekete geçireceğimize inanıyoruz' şeklinde konuştu. Ayna, DTP Diyarbakır'da yaptığı konferansla delegasyonun önlerin koyduğu görevleri bu kongre ile birlikte resmileşecek ve halkın iradesinin açığa çıkacağını kaydetti.

Kaynak:gundemonline.net