Deniz Baykal, bir kişinin canına mal olan devlet terörünü az buldu. Baykal, Erdoğan'a “1 Mayıs'ta İstanbul'da acımasızca her türlü zorbalığı yapacaksın, sonra Diyarbakır'da kedi gibi olacaksın” diye çattı, Türk emekçileriyle Kürt halkını karşı karşı getirmeye çalıştı.
Devlet terörünü az buldu, daha fazla kan istedi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün grup toplantısında, ırkı şoven bir demagojiye başvurdu, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen Türk işçilere, emekçilere, ilericilere, devrimcilere yönelik faşist devlet terörü ile kardeş Kürt halkına yönelik sömürgeci devlet terörünü karşılaştırdı. Baykal, devlet terörünü az buldu, daha fazla kan istedi.
CHP lideri Baykal, Doğu Beyazıt'ta 22 yaşında bir Kürt gencinin katledildiğini unuturcasına, Başbakan Tayyip Erdoğan, “1 Mayıs'ta yolda yakaladığınız kadınların, vatandaşların sırtına tekmeyle tokatla vuracaksınız. ’Devletin otoritesini sağlıyorum’ diyeceksiniz. Peki devletin otoritesini Diyarbakır’da niye sağlayamıyorsun?” diye sordu.
Sömürgecilik insanlıktan uzaklaşmaktır, korkudur
Baykal, gerçekleri ters yüz ettiği ırkçı provokatif konuşmasında, göz göre göre bir genci kurşunla vuran ve onlarcasının da yaralayan elin kanlı polisi akladı, şu ifadeleri de kullandı: “Dün ne oldu Diyarbakır’da? Polisimizi, o manzara karşısında perişan bir şekilde görürken vicdanınız sızlamıyor mu? Benim sızlıyor.”
Alparslan Türkeş'in MHP'sini aratmayan Deniz Baykal'ın CHP'sinin vicdanı, polis kurşunu ile can veren Ahmet Özhan, daha birkaç ay önce panzer altında kalan Yahya Menekşe için, 12 yaşında 13 kurşunla vurulan Uğur Kaymaz için neden hiç içiniz sızlamıyor? Sömürgecilik insanlıktan uzaklaşmak galiba! Her daim derin bir korku aynı zamanda. Baykal'ın dışa vurduğu korku gibi: “Diyarbakır’da dün yaşanılan olayların, sıradan bir terör manzarası değil, bir ayaklanma provası."
Atılım.org
