Cübbe ve türban



Anayasa Mahkemesi türbanla ilgili düzenlemeleri iptal etti.

Her şeyden önce bu biçim olarak meşru bir karardır. Bizim Demokratik Cumhuriyet’imizde de Anayasamızı “çoğunluk” tahakkümünden koruyacak “değişmez”, “değiştirilmesi dahi önerilemez" yasa maddeleri olacaktır.

Bizim Anayasamızda da “Cumhuriyetin temel niteliklerinin” belirlendiği kimi maddeler yer alacaktır. Örneğin Cumhuriyetimizin hiçbir dine, dile, etnisiteye dayanmaması, aksi önerilmesi bile mümkün olmayan kesin bir madde olacaktır. Bu konuda çoğunluk, örneğin Cumhuriyeti bir din ya da ırkla tanımlamaya teşebbüs ettiğinde, bu amaçla çoğunluk gücünü kullanmaya yeltendiğinde karşısında anayasal güçleri bulacaktır.

Bu anlamda kararı biçim yönünden değil politik yönden tartışmak gerekir.

AKP’nin temsil ettiği burjuva klik bir hukuk hamlesiyle kırmızıçizgileri altüst etmeyi denedi. Ve kısacası bu konuda boyunun ölçüsünü de almış oldu. Ama yalnızca bu konuda Anayasa ile çelişen, bütün diğer temel nitelikler söz konusu olduğunda zerre kadar muhalefeti olmayan AKP için böylece gücünü abartma dönemi de kapanmış olmalı.

Çünkü bu gücünü abartma Sivil Anayasa Taslağı hazırlıkları döneminde de fazlasıyla yaşanmıştı. Adeta toplumdan kaçırılarak, kapalı kapılar ardında uzmanına sipariş edilen Taslak, bir Anayasanın nasıl hazırlanmayacağı konusunda örnek oluşturdu.

Oysa kimi değişikliklerin yapılmak istendiği 12 Eylül Anayasası her maddesinden ve ruhundan kan sızan bir anayasadır. Bu Anayasa dayatılmış, zorla kabul ettirilmiş bir anayasadır ve onun sahibi bizzat zorun sahibi olan ordudur.

Ordunun politik alandaki vesayeti kaldırılmadan, ya da önemli ölçüde kırılmadan demokratik bir anayasa tartışmasının yapılması hayaldir.

Kitleler ayaklarıyla o vesayeti çiğnemedikçe kafalarıyla sahip çıkacakları bir anayasaları da olmayacak.

Tıpkı daha önceki gürültülü denemeler gibi, AKP’ninki de Anayasalar çöplüğünde çürümekle kalacak.

Ama bu toplumda bırakalım 12 Eylül hukukunu, 85 yılın Cumhuriyet hukukuna bile artık sığmayan güçler ortadadır. Dolayısıyla Anayasa tartışmaları tamamen günceldir. Özellikle başta Kürtler ve Aleviler bu gerici Anayasanın öyle ortalarından da değil, 1. maddesinden itibaren yeni ve demokratik bir anayasayla değiştirilmesinin mücadelesini vermektedirler.

Öyle görünüyor ki “onların onayını almak için işbirliği” ya da “ordunun vesayeti altında yaşam” dışında kimseye de bir yol kalmamıştır.