Mumbai Saldırıları - Justin Podur (Sendika.org)



Saldırıların kapsamı inanılmaz: Taj, Oberei Trident, büyük bir tren istasyonu (CST), büyük bir hastane (Cama), turistlerin devam ettiği bir kafe (Cafe Leopold), bir Yahudi merkezi, bunların tümü de kentin farklı yerlerinde. Bazı saldırganlar denizden gelmiş, bazıları bombaları yerleştirmiş, diğerleri binalara ve kamusal alanlara girerek ateş etmeye başlamış. Hindistan kentlerinin halkı, Pakistan ve daha birçok kentin halkı gibi, son aylar ve yıllarda birçok bombalama olayı yaşadı. Hindistan’da Aralık 2001’de Yeni Delhi’deki Hindistan parlamentosuna yapılan saldırı gibi birçok önemli hedefe saldırılarda bulunuldu. Ama kentin bu kadar farklı alanında aynı anda yapılan bu kadar çok saldırı, farklı yerlerde rehin alınanlar, diğer yerlere yerleştirilen bombalar, başka yerlerde günlerce çatışan komandolar yeni ve korkutucu bir durum. Ölüm sayısı çoktan 100’ü geçti ve muhtemelen daha da yükselecek [195-sendika.org].

Askeri mükemmellik politik anlaşılmazlıkla ele ele gidiyor. Saldırganların kim olduklarına ve amaçlarının ne olduğuna dair çok az inanılır açıklama var. Bu durum Hindistan’da son yıllarda sivillere karşı meydana gelen birçok saldırı ve bombalamada olduğu gibi muhtemelen bir süre daha sürecek. Ama kamuoyuna e-postaları dağıtılan “Deccan Mücahidin” gerçek bir grupsa ve olaydan sorumluysa, tam tersi bir istikamette ilerleyen Hindistan Müslümanları içinde hiçbir politik güç kazanamayacak. Delhi kökenli (ve arkadaşım) Badri Raina bu haftanın ilk günlerinde Hindistan Müslüman topluluğu içinde olup bitenleri Hindistan şovenistlerinin Sangh Parivar’daki duruşlarıyla kıyaslıyordu:

Sangh Parivar içindeki yeniden merkezileştirmeci, saflık yanlısı rahatsızlığın oldukça dinamik bir karşılığı şu anda Hindistan Müslümanları içinde mevcut. Bu dinamiğin Parivar içindeki yeni faşist çağırıyı alt etmekte görünürdeki diğer her şeyden daha vaat edici olduğunu düşünüyorum.

Raiana bu dinamiğin iki parçası olduğunu düşünüyor. Bir yanda, “şu ya da bu dinsel yetke tarafından güya emredilmiş olan toplumsal pratiklerin” sorgulanmasından, “masum özellikle de Müslüman olmayan kimselerin öldürülmesinin kınanmasından” ve öte yandan, Müslümanların “giderek ve daha büyük sayılarla” “hukuk düzeninin ayrımcı olmayan biçimde uygulanmasını güçlendirmek…. Üzere sivil haklar faaliyetlerine” katılmalarından oluşuyor.

Hindistan’ın Müslümanları bir istikamete doğru hareket etmeye çalışırken, bu saldırıyı izleyen şeyler bu topluluk bakımından oldukça tehlikeli olabilir. 2002 Şubat Gujarat cinayetleri ve Godhra katliamından sonra Arundhati Roy Hindistan’daki Müslümanların yaşadıkları hakkında yazmıştı:

Bu dayanılmaz basınç altında, olacaklar içinde en muhtemel olanı Müslüman topluluğun çoğunluğunun kendisini ikinci sınıf vatandaşlar olarak, sürekli korku içinde, hiçbir sivil hakları olmadan ve adalet için hiçbir kaynakları olmadan gettolarda yaşamaya itmeleridir. Gündelik hayatları nasıl olacak? Küçücük bir şey, bir sinema kuyruğundaki bir kargaşalık ya da trafik lambasındaki kavga ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden seslerini kısmayı, kendilerine düşen payı kabul etmeyi, içinde yaşadıkları toplumun kenarlarında sürünmeyi kabul etmeyi öğrenecekler. Birçokları, özellikle de gençler, muhtemelen militanlaşacaklar. Berbat şeyler yapacaklar. Sivil toplum onları kınamaya çağrılacak.

2002 Gujarat katliamı sırasında, insanlar polise ve katliamları yapan çetelere karşı direndiler. 2004’te, BJP, (Bharatiya Janata Partisi, Hindistan’da 1998/-2004 arasında iktidarda olan Sangh Parivar isimli milliyetçi dinci hareketin en önemli öğelerinden birisi olan sağcı parti) ulusal iktidarı kaybetti çünkü insanlar şövenist bir hatta oy kullanmadılar. Bazı Mumbai yurttaşları bir arada duracaklarını ve saldırıların topluluklarını mahvetmesine izin vermeyeceklerini ilan ettiler. Bu durumdan yararlanmak isteyecek olan politik güçler Hindistan ile Pakistan arasında ve Hindularla Müslümanlar arasında şiddet isteyenler olacak. Eğer bu saldırılar Güney Asya’da Hindistan ile Pakistan arasında bir yumuşama savunan olumlu hareketleri yolundan çıkartmayı ve Hindistan’da cemaatçiliği güçlendirmeyi başaramazsa bu güçlerin kurdukları tuzak da işlemeyecek. Pakistan’ın Hindistan ile açık bir biçimde işbirliğine gitmesi de buna katkıda bulunacak, tıpkı BJP’nin bugün iktidarda olmaması gibi.

Mr.zine'deki İngilizce orijinalinden
Sendika.org tarafından çevrilmiştir.