Sosyalizm ve Bürokrasi (1)



Sosyalist ülkeler devletler arası kapitalist sistemin yok etme tehdidi altında yaşayan adacıklardı.

Silahlanmak zorundaydılar. Silahlanmak buna bağlı bir sanayileşme biçiminden kaçamamak anlamına gelir. Silah sanayinde "aydınlanmacı " (ilerlemeci) olmak zorunluluktur. Eğer geri kalırsanız bu yok olmak anlamına gelir. Bu tehdidin ne kadar gerçek olduğu bizzat 2. Paylaşım Savaşı'nda Moskova önlerine kadar gelen Naziler eliyle yaşanmıştı. Teslim olmaya hazırlandığı halde 2 atom bombasına maruz kalan Japonya'nın durumu da kapitalizmin ne denli yıkıcı olabileceğinin kanıtıydı.

Silahlanmak demek askeri sınai kompleks yani Eisenhover'in tanımıyla aslında bütün sanayi yeteneklerinin toplamı demektir. Üretimin örgütlenmesi, devletin örgütlenmesi anlamında sonuçları vardır. Ve ne yazık ki üretimi askeri ve sivil ekonomi olarak bölebilmeniz olanaksızdır.

Yani bu denli korkunç bir rekabete zorlanma durumu altında, gerçek tehditler dünyasında "sosyalizm" nasıl uygulanabilirdi?

Çoğunlukla yaşanmış deneylerin hataları, o deneylerin yıkıcı kapitalist tehditler altında yaşandığı ihmal edilerek yazılıyor.

Sosyalizme aykırı olması gereken "ilerleme", durmaksızın sanayileşme, bu rekabetin doğasından geliyor. Bunun doğrudan sonucu olan bürokrasi de öyle... Şimdi ya bu lanetli gerçekliği erken ve yanlış yerde doğumun zorunlu sonucu olarak göreceğiz ve yenisine bakacağız, ya da böyle olması gerekmiyordu deyip, sürekli gelişmek zorunda olan sanayileşmenin bürokrasi yaratmayabileceğini kanıtlayacağız.

Hem ilerlemeci, sanayileşmeci hem de bürokratik olmayacak bir sosyalizm bana imkansız görünüyor.

Bazı yazarlar üretim ilişkilerinin örgütlenmesinde yapılan hatalar üzerinde duruyorlar, örneğin iş disiplinindeki yozlaşmaların bütün bir üstyapıyı yozlaştırdığını ve çöküşe yol açtığını... Bu yazarlara göre kapitalist sistemin kazanmasına yol açan en önemli neden üretim disiplinin korunabilmesiydi, bu da çalışmayanların işsizleştirilmesiyle, yedek işsizler ordusuyla vs. oluyordu.

Sosyalizmde ise üretim disiplinini bozanlar için etkili ceza mekanizmaları yoktu vs.

İşte size bir daha cezalar/ödüller kararlar, uygulayıcılar bürokrasisi.

Oysa yarattığı büyüme hızlarıyla sosyalist ülkelerin işçileri yaşadıkları dönemin en azından birkaç kuşak herhalde en verimli işçileri olmalıydılar. Ama rekabet üretimi arttırmayı, üretimi arttırma (ilerleme) mantığı zorunlu olarak bürokrasiyi yaratıyor. O zaman da ortada sosyalizm kalmıyor!

Ya da tersine sürekli halk denetimi ve katılımı üzerinden düşünürsek: yani birçok yazarın yaptığı gibi bürokratik kastlaşmanın yıkılışa yol açtığını ve bunun engellenmesi için gerekli mekanizmaların geliştirilmediğini söylersek, o zaman şöyle bir açmazla karşılaşıyoruz: Rekabetten dolayı üretim artarak devam ederken bürokrasi eksilerek devam etmeli, üretimin sürekli genişlemesinin zıddına bürokrasi hem süreksiz hem de azalan bir hale dönüşmeli. Ama nasıl?

Yaşanmış deneylerin bu açmazları şimdilik ortada duruyor, eğer yaklaşım tarzımda bir naiflik yoksa bu soruların cevaplanabileceğini de sanmıyorum.

Önümüzde ki sosyalizmin, ilerlemecilik ve ona bağlı sanayileşme mantığından tamamen kopması gerektiğini düşünüyorum, bunun için ilk dalga sosyalizmin talihsizliğinin yani enerjisinin büyük kısmını kendini korumaya ayırmak zorunda kalmamasını, bir tecrit durumunda kalmamasını, rekabete zorlanmamasını umuyorum, yani birçok ülkede birden gerçekleşmesini ve gerçekten kapitalizmin yıkılması anlamına gelmesini...